Edep kuşanmalı evvela şair
Dilinde âdâb-ı hâl olmalıdır
Kelâm-ı Kadim'in dilidir şiir
Bundan gayrısına lâl olmalıdır
Yokuşa denk gelmez gittiği yolda
Yokluk nedir bilmez parada malda
Bir eli yağdadır, bir eli balda
Hayatın zevkine kananlar varmış
Cenneti dünyada sananlar varmış
Bitip tükenmeyen hücumlarıyla
Yaşasın dalganın kıyıyla cengi
Tüm renkler solarken güneş nuruyla
Yaşasın denizin solmayan rengi
Hükmünü görürüz O'nun her yerde
İlk insan Hazreti Ademden beri
Batıl ile hakkın savaşındayız
Hileyi fark edip dedemden beri
Şeytandaki "fak"ın savaşındayız
Bir kez bakıp bize doğru
Gülenlere selam olsun
Duyulunca kutsal çağrı
Gelenlere selam olsun
Ağlarken, gözlerimden damla damla akan yaş,
Yanağımdan süzülür yerlere yavaşa yavaş
Bu acı göz yaşımı ne toprak içti ne taş
Senden ayrıyım diye şahlanıyor kederim,
Görmeyip özledikçe kendimi kahrederim
Bembeyaz bulutlardan,
Kar taneleri gibi,
Düşsem gönül bahçene
Sessiz ve serin
Ferahlatsam içini.
Uzak masalların nazlı perisi !
Rüyama bekledim seni, dün gece
Nasıl güler hasret çeken birisi?
Çözülmeden özlem kokan bilmece
Gelişine, gülüşüne muhtaçtım,
Ben senin hiç bir şeyin, sen benim her şeyimsin
Ölürüm vazgeçemem, sen öyle bir şeyimsin
Seninle dolu ruhum, gönlüm seninle dolu
Nefessiz yaşanır mı? Var mı bunun bir yolu?
Yalnızım, oturmuşum, dalmış gözlerim yine.
Düşünceler içinde kaybolup gitmişim ben.
Sanki kavuşmak ister yüreğim sevdiğine,
Hasretin ateşiyle kül olup bitmişim ben.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!