Duy artık sesimi, duy da cevap ver
Usulca fısılda aşkını bana
Belki buluşturur diyerek kader
Umutlar büyüttüm kayıp sevdana
Yıldırım aşkı gibi parlayarak aniden
Habersiz ve izinsiz, akıp girdin kalbime
Aklımı karıştırıp alt üst ettin yeniden
Binlerce resmin düştü gönlümdeki albüme
İlham perisi oldun, güzel şiirlerimin
Meleği, şeytana döndürür kibir
Solar cevherinde parlayan o nur
Böbürlenmek niye? Sonumuz kabir
Tevazuda saklı hakiki onur
Yolsuzluk yol bulmuş sarmış her yanı
Kalplere hasetlik dolmuş köyümde
Bunca duyarsızlık bozar insanı
Bencillik diz boyu olmuş köyümde
Hafiz Çavuş muhtar kaldı yıllarca
Pek vefalı halin vardı Küplüce
Hizmetleri aşikardı kullarca
Elektrik, yolun vardı Küplüce
Şartul'da bulunan üç beş haneyle,
Karşılar Küplüce konuklarını.
Çoruh'un akışı bir bahaneyle
Hoş eder bağrından yanıklarını
Yazarsam vurulursun, kalemim kurşun benim
Dikkat et sakın girme sözümün menziline
Sözüm, tartarsan okka, ölçersen arşın benim
Taciz etme nutkumu, sahip ol da diline
Suskunluğuma bakma, bir söyler bin susarım
Şu çileli hayattan
Kurtulmak istiyorum
Can yakan hissiyattan
Kurtulmak istiyorum
Eserken ılık ılık serde kavak yelleri,
Selama durur bülbül, her seherde gülleri.
Rayihası mest eder, divane maşukları.
Ah û figan ettirip, ağlatır aşıkları.
Gül, bülbüle kayıtsız, bülbülse güle mahküm
Üzülmek beyhudedir, bu bir acı tahakküm.
Niyetim, gönlündeki yerimi anlamaktı
Sana, kendime dair sorduğum sualimde
Hayalim, huzur kokan eflatuna kanmaktı
Liladan şuh tablolar çizerek, tualimde
Lavanta çiçekleri arasında izlerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!