Su/s dediğinde!
Dudaklarımı,
Dudaklarında bulmalıydın.
Ve avuç içlerini bir duvarda.
Gözlerimi dağıttım her akşam ufuklarda
Sen gelirsin aklıma bu şehrin akşamlarında
Tatlı bir tebessüm dudaklarımda
Akşamları sensiz yapamıyorum.
Rüzgâr eser durur deli deli
Biliyormusun sensizliğin o korkunç heybetini?
Sen hiç yaşadın mı,benim yerime sensizliği?
Surları yıkılmış kale gibiyim inan
Beden varda can yok can.
Sensizlik;
Birde
Sigara öldürür diyorlar
Oysa
İçine çektiğin her nefeste
İnsan
Neler yaşıyor hiç bilmiyorlar
Sen istediğin kadar bahar ol
Güneş çekilince üstünden,
Yeşilliğinin bir anlamı kalmaz
Çünkü artık
Bütün renkler,
Siyahta toplanır.
Çocuktum
Bir kadını sevmiştim
Güzel saçları uçuşurdu rüzgarda.
Güldüğünde,
Yüzünde hiç bilmediğim güller açardı.
Seni her özlediğimde,
Şarkılar dolanıyor dilime.
Fark etmiyor hiç
Ha neonlarla sevişen bir şehrin sokağında.
Ha dağ başında masum gülüşte!
Gözlerinle başlıyor ilk nağme!
Ne tuhaf
Kendimle baş başa kaldıkça fark ettim
Onca şikayet ettiğim sensizliğin içinde
Hiçte sensiz olmadığımı.
Yerli yersiz gülüşüm
Olur olmaz sövüşüm
Ömrümün gün batımına yakın
Yüzüme vuran,
Serin bir
Eylül rüzgarıydın sen!
Öyle tatlı bir esişin vardı ki.
İçimin ürpermesi hala geçmedi.
Yollarımız ayrıldı diye üzülme
Sana
Bensizliğin aydınlığını bıraktım.
Kendime
Sensizliğin karanlığını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!