Sana hiç söylemedim baba,
Dünya, senin omzundan indiğim gün karardı aslında.
Hani o çocukken dev gibi gördüğüm,
Göğsüne başımı koysam fırtınanın bile geçemediği o kale;
Meğer ben kaleyi değil, o kalenin sessiz nöbetçisini sevmişim.
Şimdi bir başıma, o kale kapısının önünde nöbetteyim.
Yılları, birbirimizden kaçarak biriktirdiğimiz o kör kuyuları,
Sessizliğimizin altında ezilen o "nasılsın"ları topladım bugün.
Görüyorum ki; biz seninle aynı denize bakıp,
Ayrı fırtınalarda boğulmuşuz.
Ben senin limanına sığınmayı beklerken,
Sen kendi kıyılarında bir başına kaybolmuşsun.
Şimdi bir pişmanlık dolanıyor dilime, zehir gibi...
Neden ellerini tutmadım o bayram sabahlarında daha sıkı?
Neden sormadım "Yorgun musun?" diye o akşam işten dönerken?
Senin yorgunluğun sadece ekmek kavgası değilmiş baba,
Senin yorgunluğun, bir ömrü kimseye yaslanmadan taşıma kavgasıymış.
Biz seninle yan yanayken bile, aramızda koca bir uçurum büyütmüşüz;
Ne sen bir köprü kurmuşsun, ne de ben karşıya geçmeye cesaret etmişim.
Hasret dediğin sadece yokluk değilmiş,
Meğer en büyük hasret, varken yaşayamadıklarımızmış.
Birlikte gülmediğimiz o şakalar,
Beraber gitmediğimiz o uzak yollar,
Hatta seninle edemediğimiz o okkalı kavgalar bile...
Hepsi birer kurşun gibi ağır şimdi kalbimde.
Sana anlatacaklarım vardı, sustuklarımın altında kalan;
"Bak baba," diyecektim, "ben de senin gibi büküyorum boynumu hayata."
Ama senin gölgen çekilince, güneş beni fena yaktı baba.
Bütün o şairlerin yazdığı gibi "dev bir çınar" değilsin belki benim için;
Sen, eksikliği her sabah içime oturan o devasa boşluksun.
Gözlerimde senin bakışın, sesimde senin tınıın,
Ama kalbimde sana ait tek bir hatıra karesi bile taze değil.
Her şey solgun, her şey yarım, her şey bir "belki"nin kurbanı.
Özür dilerim baba;
Seni sadece babam sanıp, senin de bir "çocuk" olduğunu unuttuğum için.
Sana sığınmak isterken, senin de sığınacak bir omuz aradığını görmediğim için.
Şimdi bakıyorum da, meğer biz hiç tanışmamışız seninle...
Aynı sofrada ekmeği bölmüşüz ama derdimizi hiç bölüşmemişiz.
Senin sustuklarını ben gurur sanmışım, meğer o senin yorgunluğunmuş.
Benim kaçışlarımı sen haylazlık sanmışsın, meğer o benim sana ulaşma çabammış.
Ne büyük israfmış baba, şu kısacık ömürde birbirimize "yabancı" kalmak.
Şimdi hangi duvara baksam senin o vakur silüetin,
Hangi kapı gıcırdasa senin o ağır adımlarının yankısı...
Ama ne elin değiyor elime, ne de sesin dağıtıyor bu sessizliği.
Pişmanlık dedikleri şey, meğer insanın kendi kalbini kemirmesiymiş;
Keşke o gün gitmeseydim, keşke o gün "kal" deseydim,
Keşke bir kez olsun, her şeyi bir kenara bırakıp dizine çökseydim.
Senden bana kalan sadece bu keskin sızı mı olacaktı?
Bir tek ceketinin kokusu mu, yoksa hiç bitmeyen o suçluluk duygusu mu?
Ben büyüdükçe sen küçüldün mü gözümde, yoksa ben mi görmedim eridiğini?
Şimdi dünya bin yıllık bir yorgunluk gibi çökerken omuzlarıma,
Seni daha iyi anlıyorum ama seni anlayacak bir sen yoksun yanımda.
İkimizin de söyleyemediği o "seni seviyorum" cümlesi,
Şimdi aramızda aşılmaz bir dağ, geçilmez bir nehir oldu.
Sen toprağın altında sessizsin, ben toprağın üstünde dilsiz.
Hasretin en ağır hali, elini uzatınca boşluğa çarpmanmış;
Ben her gün o boşluğa çarpıyorum baba, her gün biraz daha kanıyorum.
Bana öğretemediğin ne varsa, hayat tokat gibi çarpıyor yüzüme şimdi.
Dayanmayı, susmayı, ayakta kalmayı...
Ama en çok da "kaybetmeyi" senin gidişinle öğrendim.
Hangi şiir kapatır bu yarayı, hangi mısra dindirir bu pişmanlığı?
Bir ömür yetmedi bize, bir ömür sığamadık o koca eve.
Şimdi ben bu uzun ve karanlık yolda,
Senin hiç giymediğin o nasihatleri giyiniyorum üzerime.
Üşüyorum baba, senin hiç yaşamadığımız o kucağında üşüyorum.
Hakkını helal et diyemiyorum, çünkü ben kendi hakkımı bile helal edemiyorum
Bizi birbirimizden esirgeyen o anlamsız zamana ve gurura.
Bu şiir burada bitmez baba, bu sızı bu ömürle bitmez;
Sen bende yarım kaldın, ben sende hiç tamamlanmadım.
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 23:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!