Bukleler düşmüş yanağına bahane bulup
Yeri gelmiş tamda gözlerinde kasvetin
Ağlamaklı olup dolmuş taşmaya yakın
Aklıma gelir akşam vakitleri şu loş ışıkta
Yorgun argın, kafası darmadağın sallana sallana
Yürür gider usul usul düşümde inadına bir kadın…
Pembe gülüşün
Yetmez mi?
Aşkın kuzusu
Ciğeri
Can değil ki
Senden ileri...
Umutlarım var benim hatalarımdan büyük
Baş ağrısı sevdiğim var duman çökmüş dağlar
Depreşir içimde en haşarısı şakağımda sıkıntılar
Dayanır elbet buna seven kalbim yazgı mı? talih mi?
Kaç kırbaç yer zonklayan aklımın avlusunda
Biri eylül mü dedi bu gün
Sonbaharın sarı saçlı kadını
Köhne baharın güz güzeli
Yazla kış arasında kalan
Kırmızı gül yaprakları
Solacak yine dalında
Odamın penceresini actığım akşamlarda
Hep o şarkıyı fısıldadı rüzgar
Her taş atışımda gökyüzüne
Oradan bir yıldız kayar...
12 Ağustos 2001
Kar erir akar sokak aralarından derelere
Kaç rengi var yaz yağmurunda açan güllerin…
Biten hasta sevdan bilinmez gebe nelere
Öldün ya gayri beklemem sarıl kollarına meleklerin…
Yok bir sitemim yaşadığım insafsız senelere
Canlı cenazeyim giyerim bende ardından beyaz pelerin…
Öpüyorum resimlerini yokluğuna yakın
Hissediyor olmalısın yanaklarında
Eski günleri özlüyorum seni değil
Ellerin değiyor sanki hasret yeline
Esip tene değiyor günün bu vakti
Susamış dört yan ve kuruyan dudaklar
Bulut yelkenlerini bırakınca sevdalara
Bir gemi limandan ayrıldı
Yağmur gün doğumu kızıllığına vardığında
Sordum rotasını gidişin
Sordum gün batımı mavinin uzaklığını
Sordum geride kalana dönüşü
Kızın gözü yukarıda
Eteği yukarıda
Burnu yukarıda
Açmış göbeğini
Bilmem neyi yukarıda
Velhasıl
Seviyorum seni
İşitsen de inanmıyorsun
Okusan yine aynı
Sevgi gözle görülmez ki
Ayağın takıldıkça hissedersin
Beş duyun yetmez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!