Yüreğimde kanayan, çok derin yaralar açtı,
Dost sandığım o yüzler, hep uzak diyara kaçtı,
Sahte gülücükleri, etrafa nifaklar saçtı,
Güvendiğim dağlardan, acı fırtınalar taştı,
Akıl sır eremedi, felek bile buna şaştı,
İçime dert oluyor, bize verilen bu zarar,
Ruhumu hep eziyor, bitmeyen bu derin efkar.
*
Dünyaya kazık çakmak isteyen, o nankör beden,
Menfaati uğruna, dostluğu hemen yok eden,
Hep daha fazla deyip, asla bu nefsi bitmeyen,
Hiçbir zaman doymadan, insanları ezip geçen,
Kendini üstün görüp, gizli maskesini giyen,
Bitmeyen ihtiraslar, onları içinden yorar,
Vicdanı körelmişler, yalnızca menfaat arar.
*
Oynanan bu oyunlar, her zaman çok derin derin,
Buz tutmuş yürekleri, hissedilmez sanki serin,
Kimseye faydası yok, kazılan karanlık yerin,
Yalanlarla örülmüş duvarı, vardır bu şerrin,
Kıymeti hiç kalmadı, o dökülen temiz terin,
Son nefeste insanları, yalnızca gölge sarar,
Bu fani hayat için, boşadır verilen karar.
*
Kardeş kardeşi vurur, paralar olunca odak,
Sevgi saygı kalmadı, kuruldu her yere tuzak,
Samimi olan dostluk, bizlere ne kadar uzak,
Kuruyan şu kalplerde, yeşermez tek bir dal yaprak,
Hepimizin sonudur, o gidilen kara toprak,
Dünyayı benim sanan, acı acı yürek yakar,
Doymak bilmez gözleri, yalnızca menfaate bakar.
*
Zenginlik rüyasıyla, kurulan o sahte masal,
Makamın zirvesinde, ötüyor acı bir kaval,
Boş hevesler uğruna, satıldı hep onca kural,
Dürüstlük denizinde, kalmadı tutacak bir sal,
Bırak yalan dünyayı, kendine gel ibretler al,
Hiç doyamadığımız dünyada, bakınız ne var,
Aldığımız nefeste bile, bilin ki hesap var.
*
Zaman su gibi aktı, değişti benim her halim,
Kimseye işlemiyor artık, bu öğüdüm ilmim,
Kırıldı umutlarım, tükendi benim mecalim,
Kazık atan dostlara, susuyor artık bu dilim,
Yalanlar ortasında, büküldü bak benim belim,
Kazık atan o eller, kurduğu oyunu bozar,
Günü gelince elbet, herkes kendi kabrin kazar.
*
Aynaya bakıyorum, gözümden akıyor kan yaş,
Ne bir gerçek yaren var, ne de sığınılan sırdaş,
Yürekler hissizleşmiş, olmuştur sanki kara taş,
Bitmeyen bu kavgada, ediyor insanlar savaş,
Herkes menfaat için, koşuyor bak yavaş yavaş,
Gerçekleri görenin, kalbinde çiçekler açar,
Gözü dönmüş olanlar, hakikat nurundan kaçar.
*
Gökyüzü kararmış bak, kalmamış parlayan yıldız,
Etrafım kalabalık ama, ben kalmışım ıssız,
Söylenen o yalanlar, dünyayı yok eder ansız,
İnsanlık gemisinde, vicdan boğuluyor cansız,
Vefasızlık kol gezer, bırakır herkesi yalnız,
Unutulan değerler, zihinde bırakır hasar,
Kazık atmayı hüner bilenler, kendini asar.
*
Fırtına koptu birden, savurdu acımasız yel,
Nehirler taştı, koptu gözümden akıp giden sel,
Kırıldı bağlamamda, mızrabı tuttuğum o tel,
Uzaklaştı yanımdan, bana yardım edecek el,
Söndü bütün ışıklar, tükendi içimde emel,
Kader defterine ecel, adını elbet yazar,
Dünyaya tapanların, sonudur karanlık mezar.
*
Bitmek bilmeyen dertler, sırtıma yüklendi heyhat,
Hiçbir köşe başında, bulamadım zerre rahat,
Söylenen her doğrudan, çıkarılıyor kabahat,
Sevginin değeri hiç kalmadı, oluyor bayat,
İnsanı yorup duran, yalanla kurulu hayat,
Ne bir mal ne mülk kalır, ne de toplanan bunca kâr,
Dünyaya kazık çakan, sonunda edilir inkar.
Kayıt Tarihi : 4.07.2026 12:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!