Yüce dağ perslere sınır kapısı
Belinde rubailer, elinde sedef çakısı
Yüzün görmedim, vardır elbet dahası
Doruğunda gezineyim, başıma darısı
Ağrı dağı İran'a hudut kapısı
Ölüm nedir anlat bana
Ölüm betonlarda kaybolmakmış
Ölüm,
Her süzülen selanın arştan,
Yanı başında fısıldamasıymış
Allah diyerek haykıran müezzinden,
Saniyeler oluk oluk bir kovaya dökülüyor,
Kovanın dibi delik, bunu kimse bilmiyor.
Tabutta ulaşabileceğin en üst mertebe
Ölüm bizlerce yalnız bir kaç hece.
Mutlak bir son, Gılgamış güvahi,
Bir zerre kadar aşık olabilecek çağın
Bir göz kırpış
İştahlı bir alkış
Kulakların hamile değil mi?
Birer cılız haykırışla
Ve birde
Metrekare başına çakılmış bilmem kaç kazık
Yurdumun tüm yüzüne taciz, yazık.
Kimi Amerikan kimi nato bin türlü yaratık.
Oraktan düşen yere inmeden,
Bu hayvanlara azık.
Arap şükrüdeyim, sokağa sapmadım tabi
Dükkanlar omuza omuza, birer sipahi
İnsanlar sel gibi dolup taşıyor
Ruhumda bir adam, bu sokağa sığmam diyor.
Bira şişeleri kutularda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!