Yüce dağ perslere sınır kapısı
Belinde rubailer, elinde sedef çakısı
Yüzün görmedim, vardır elbet dahası
Doruğunda gezineyim, başıma darısı
Ağrı dağı İran'a hudut kapısı
Cebim boş elimi attığımda,
Ellerin dolsun birtek elime
Alsınlar zikirleri, bir sen yeteceksin.
Buzdandı bana dokunuşun,
Dıştan içe, yakarken donduran.
Sıcak bir çift el,
Ne acıdır zincirle ölmek
Gamze çıkaramadan daha öksüz,
Ah ne acıdır taştan ekmek çıkarmamak
Uktelerle saplı bir çamurlukta, zehir zemberek.
Gökyüzünü kararmadan izlemek nasiptir
Elinde bitemedi,
Dünyanın tüm çiçekleri
Toprağında köklenen
Karadiken utansın.
Boynuna sarılan faşist,
Dinle, gençsin
Benim oğlum yok,
Bunu demeyeceksin.
Ezilenlerin hepsi,
Benim oğlum diyeceksin!
Ölüm nedir anlat bana
Ölüm betonlarda kaybolmakmış
Ölüm,
Her süzülen selanın arştan,
Yanı başında fısıldamasıymış
Allah diyerek haykıran müezzinden,
Hava cıva geç,
Pencerenin yaşı kadar yaşlı gökyüzü,
Bana.
Sen ise güzelim,
Sen gittin, çok birikti şiir
Kaleme uğramadı, gittin
Sen gittin,
Kalbimden kazımaktan seni,
Tırnakları besledi yara, kir…
Musluğu kapandı isimlerin..
Saniyeler oluk oluk bir kovaya dökülüyor,
Kovanın dibi delik, bunu kimse bilmiyor.
Tabutta ulaşabileceğin en üst mertebe
Ölüm bizlerce yalnız bir kaç hece.
Mutlak bir son, Gılgamış güvahi,
Dünya öyle güzel bir yer olsa ki,
unutulsa, paris,
kule kalsa bir, birde çöpler,
çöpçüler
tüm gişeli dağlar, kıskansa munzuru




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!