Olmazsan ölmezdim,
Ama bilirdim, yaşıyor da denemezdim.
Tek kişi, kişilerce oynadığım sahneyi,
Seninle de oynamak isterdim
Hava serin, mavilik akşama çalar,
Rüzgar öyle tatlı eser ki,
Yüce dağ perslere sınır kapısı
Belinde rubailer, elinde sedef çakısı
Yüzün görmedim, vardır elbet dahası
Doruğunda gezineyim, başıma darısı
Ağrı dağı İran'a hudut kapısı
Cebim boş elimi attığımda,
Ellerin dolsun birtek elime
Alsınlar zikirleri, bir sen yeteceksin.
Buzdandı bana dokunuşun,
Dıştan içe, yakarken donduran.
Sıcak bir çift el,
Tan yeri sarardı bir kızıllık kaldı yalnız
Güneş kıvılcım, acıya duldasız.
Göğün kızıl buhurdanlığı,
Düş kasabı.
Nice sevdanın amansız mezarlığı.
Ne acıdır zincirle ölmek
Gamze çıkaramadan daha öksüz,
Ah ne acıdır taştan ekmek çıkarmamak
Uktelerle saplı bir çamurlukta, zehir zemberek.
Gökyüzünü kararmadan izlemek nasiptir
Elinde bitemedi,
Dünyanın tüm çiçekleri
Toprağında köklenen
Karadiken utansın.
Boynuna sarılan faşist,
Dinle, gençsin
Benim oğlum yok,
Bunu demeyeceksin.
Ezilenlerin hepsi,
Benim oğlum diyeceksin!
Ölüm nedir anlat bana
Ölüm betonlarda kaybolmakmış
Ölüm,
Her süzülen selanın arştan,
Yanı başında fısıldamasıymış
Allah diyerek haykıran müezzinden,
Hava cıva geç,
Pencerenin yaşı kadar yaşlı gökyüzü,
Bana.
Sen ise güzelim,
Sen gittin, çok birikti şiir
Kaleme uğramadı, gittin
Sen gittin,
Kalbimden kazımaktan seni,
Tırnakları besledi yara, kir…
Musluğu kapandı isimlerin..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!