Günışığı;
Terkedip gidiyorken
Loş sokaklarda
Bitmeyen telaşların
Dansı var.
Akşam,
Seninle olan
Sevgi oyunumuzun
Acı faturasıdır yalnızlık.
Öde öde bitmiyor,
Hesapları
Hep açık.
Hasretlerdir,
Gün ışığının yüzüne,
Karaları savurup
Gece yapan.
Çocuksu heves-güveslerim;
Ayazlarda
Hayatı mı
Nefes almayı mı,
Yoksa
Seni mi sevdim.
Kaybolmuşum
Bir girdabın içindeyim.
Öfkeleri,
Benekler olmuş
Yüzünde.
Saçları, kir pas içinde.
Surat bir karış, mahkeme duvarı.
Uzaklardan,
Heder olan
Gençliğim saklıdır;
O senin
Antik kentlere benzeyen
Sevdanda.
Yokluğun;
Tüyler ürperten cinayetler serisine
Devam ediyor yalnızlık.
Korkusundan sularını kesti
Köy çeşmesi.
Bir avuç sevgim bile
Benden kaçacak delik arıyor.
Zaman var,
Geçip giden
Ömür var.
Yılların
Takıp sürüklediği;
Tutkulu anılarım var.
Gelişleri
Ortadan kaldırarak,
Gittin.
Yeniçeri isyanları başlıyor,
Duygularımda.
“Babanın oğlu muyuz lan senin”
Çıkmaz sokakta nasıl enseledi beni, bilinmez.
Aç bir kurt kemirmesi ile sırtlarımı koparıyor vuslat.
Cevapsız bir sorudur, bu zibidi yalnızlık kaç grat.
Az önce, buradan yalpalayarak geçip giden ömrün,
Geride bıraktığı anıların tutunacağı yok bir teselli.
Üstüne üstlük, açmazlardan hiç duyulmamış keman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!