Dergâhına geldim yüzüm sürmeye
Ey güzel efendim af et günahım
Aşk ile yürüdüm geldim görmeye
Ey güzel efendim af et günahım
Dergâhını buldum Hacıbektaş’ta
Nerde kaldı konakların köşklerin
Ey güzel İstanbul ne hale geldin
Gök delenler sarmış etrafını
Ey güzel İstanbul ne hale geldin
Bu dünyada senin gibi yok idi
Mor sümbüllü bahçelerin bağların
Engin ovaların yüksek dağların
Nice şehirlerin nice köylerin
Ey güzel tabiat sende neler var
Bütün sırlarına akıl ermiyor
Bir akşam kendimi taksimde buldum
Ey İstanbul sen ne kadar şirinsin
Güzel Bey oğluna yürüyüp indim
Ey İstanbul sen ne kadar şirinsin
Parçalayıp yaracaklar karnını
İnsanoğlu azaltıyor ömrünü
Bilmiyorum kim edecek gönlünü
Ey İstanbul dünya senin hayranın
Yolda giden bir kız gördüm yorulmuş
Eylen güzel eylen bile gidelim
Anladım ki sevdiğine darılmış
Eylen güzel eylen bile gidelim
BAL GİBİ ÜZÜMÜN YEMEDEN GELME
Eylül'de Tokat'a yolun düşerse
Bal gibi üzümün yemeden gelme
Gez sulu sokağı neler görürsün
Rengârenk çiçekler aklım alıyor
Ey tabiat beni büyülüyorsun
Denizler kükremiş orman yeşermiş
Ey tabiat beni büyülüyorsun
Aklımı alıyor bu güzel varlık
Dağı taşı çiçeklerle süslersin
Ey tabiat senden güzeli yoktur
Bütün cümle canlıları beslersin
Ey tabiat senden güzeli yoktur
Üzerinde koyun kuzu beslenir
EY TABİAT SEN İŞİNİ BİLİRSİN
Bazen karlar yağar bazen de dolu
Ey tabiat sen işini bilirsin
Kış gider bahardır yaz olur sonu
Ey tabiat sen işini bilirsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!