Rüyam çimdik çimdi, kıl payı hatta
Buzlar olukları sımsıkı sarmış
Gölgeme binili gölge hayatta
Mesafe boyutu nokta kadarmış
Beraber dönmüşüm dünya döndükçe
Oldu bitti severim tren yolculuğunu
Hele de karlı kış günlerinde
Geride kalan yıllarımı hatırlatır bana
Kurtalan’dan İstanbul’a
Bir uçtan bir uca
Bir gün değil, üç gün değil
Bir, iki gün derken sonra da son gün
Nasıl geldi, nasıl geçti gölge misali
Pişmanım desen de gelecek o gün
Gülmek için ağla, ağlamayla gül…..
Toprağa sırrımı sordum,anımsadı
Dudakları ıslak,gözü nemliydi
Beni kendi bildi, çok benimsedi
cevap dedim; gülümsedi.
Sen canmısın dedim; canım demedi
Kendi öz yurdunda, öz vatanımda
Bana gurbet gurbet kokarsın pınar
Köyün, kentin,dağın,taşın yanında
Niçin garip garip akarsın pınar?
Uyku gibi sarılmışsın bağrına
Dese ki derinden, dese ki bir ses
Bu mezar taşının dibinde korku
Güneş buz dağları, heykelden herkes
İçimde gömülü ölüler sanki
Yeni emekleyen bir bebe gibi
Kainat değil mi kuran okumak
Hem kalbinle, hem gözünle iyi bak
Kendi vücudunu görmeyen ahmak
İkra bu değil mi?
Kırlangıç süzerken, balık yüzerken
Düş gibi gördüm seni
Damla damla birikmiş çöl sandığım içime
Ansızın anladım
O an bir şiir geldi dilime
‘’Çeşmin giryanında sellere benzer
Beynimin taa dibinden, çekip çıkarta bilsem
Eski resimlerimle, çocukluk yılarımı
Geride kalanları bu günlere getirsem
Kabuğundan karpuzun yapma oyuncakları
Sabah ezan sesiyle uykudan uyanırdım
Sinek gir beynime, yudum yudum yut
Müzeye koysunlar kafatasımı
İğnenin ucundan beklenen umut
Koparsın mideye bağlı başımı
Rüya bana gelme, masal benden kaç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!