Akıl hocalarım,
Çırakmış sevda pazarında.
Soyadım,çift su verilmiş çelik.
Yani kırılır,yani bükülmez.
Zirvedeki kayanın kan kardeşi sevdiğim.
Her yer göz alabildiğine kar,
Göz olabildiğine beyaz,
Ve sensizlik kaplı…
Kış aylarındayım,
İçimde karlar ölüyor,
Yiğitçe, kara bir oğlan.
Selam verdi,
“Adım Recep âbi” dedi.
“Nerelisin” dedim?
“Adanalıyık âbi” dedi.
“Yani” dedim,
Güya;
Dağılmışım.
Oturup bir başıma içiyor,
Şiirler yazıyormuşum.
Kim uyduruyor bunları canım.
Bir hata yaptım evet de
İki damla samimi yaş düşsün yanaklarına.
Öfkenin pususuna yatmadan düşün!
Hem aşk okları atan Eros’lar yayıyorsun,
Çevrene binlerce.
Hem de yüreğinin düğümlerini açmıyorsun.
İki damla samimi, iki damla yürekten.
Boş bulunursun,
Bir kalp çiziverirsin önündeki kâğıda,
Farkında bile olmadan.
Ortasına bir ok yerleşiverir.
Bazen kan damlar kâğıda
“Yüreğinin götürdüğü yere git” diyordun
Şimdi “gelme”, diyorsun.
Oysa yüreğimin bütün rotaları seni gösteriyor.
Bir maraton koşusu seni sevmek,
Soluk ister, yürek ister biliyorum.
Yoruluyorum, oturup dinleniyorum
Birkaç adım uzaktaydı deniz,
Bir yanım göl, yani Bafa.
Yalnızlığın mızrağı bağrımda!
Bir kız pranga ayaklarımda.
Dilim dönmez,
Yüreğim, savaş sonrası şehir.
Karınca zamanlarıydı,
Güne başlamakla eş anlamlıydı çalışmak.
Bir yılan’ın akşam ziyafetiydi,
Zavallı kurbağa.
Sen istedin;
Üç kere zıpladı,
Yürüyorum,
İncelttiğin yollarda.
Rüzgârın esiyor deli, deli
Çatılarda ıslık çalıyor!
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!