Elin diyarında ömrüm bitmeden,
Güzel cemalini görebilseydim.
Diz dize baş başa tatlı sohbetten,
Halın hatırını sorabilseydim.
Dilimde türküler, elimde sazım
Çıkmaz bir tuzağa düşürdü beni,
Hainin niyeti var imiş meğer.
Gafil düştüm tatlı dile aldandım,
Görünmeyen yüzü sır imiş meğer.
Alev alev yanar sinem haralı,
Meyil verme düzenbaza, huysuza
Elinde olanı üter de gider.
Gönlünü kaptırma böyle soysuza,
Ömrün yavaş yavaş biter de gider.
Bir anlık severler; hissiz, duygusuz,
Ne kadar söyledim, laftan almadı.
Kendi yarasını deşti gidiyor.
Yola getirmeye, gücüm kalmadı.
Doğru dürüst yoldan, şaştı gidiyor.
Gerçeği söylerim, anlar tersini.
Baharın çiçeği, cennet meyvesi,
Mis kokulu, tatlı fidan nerdesin?
Sazımın inleyen hazin nâmesi,
Aşığı kırlarda güden nerdesin?
Bülbüllerde küstü gayri gülüne,
Yavru ekmek diye ağlar,
Hani nerde, aş nerede?
Feryadı yürekler dağlar,
Ana ölmüş, eş nerede?
Vekil denen puşt nerede?
Ozanlara kötü malzeme olma
Durup dinlenmeden yazar mı yazar
Dertli bağlamasın alır destine
Sıralar kelâmı dizer mi dizer.
Şeytana uyup da çatma gardaşım
Özgürlük marşıyla hedefe varan,
Devrimci gençliğin, yanındayım ben;
Sömürü düzenin çarkını kıran,
Emekçi yoldaşın halındayım ben.
Kararlı adımla yol yürüyerek,
Resimde gördüğüm bu güzel dilber
Sanki yeni doğmuş ayımış meğer
Taramış zülfünü dökmüş yüzüne
Kaşları kemanım yayımış meğer
Göz nuru döküp bir emek vermiş
İlkbaharın gelişini,
Bilir benim kır çiçeğim.
Sevgiliye giden yolu,
Bulur benim kır çiçeğim.
Açılır her türlü renkten,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!