Gönül çarşısına tezgâh açmayan,
Matahın satmaya tellal bulamaz,
Rehberin elinden bade içmeyen,
Harama batar da helal bulamaz.
Nerede bezirgân nerde satıcı,
Nasihatimi duymadın.
Bu mu senin yasaların.
Sadece zevkine daldın.
Bu mu senin yasaların?
Sana hukukçusun, dedik.
Cahile kul olmak sana yakışmaz.
Bin yıllık kültürün vardır özünde.
Beş bin yıl saz çalan halk ozanların.
Her manada tarih gizli sözünde
Evreni var eder, doğayı yırtar.
Gönlümde tutuşan aşk çırasının,
Yanışını göremeyen sevdiğim,
Nasıl oldu fark etmedin halimi?
Lütfeyleyip soramayan sevdiğim.
Aşk ateşi yanar kor için için,
Artvin’den yükseldi şairin sesi
Aşkın deryasını geçmiş geliyor
Sevgiyle yüklüdür her bir nefesi
Özgürce yolunu seçmiş geliyor
Aşk odundan almış, yüce sevgiyi.
Cananın açtığı derin yarayı
Silem desem silinmiyor erenler
Bade diye verir zehir şırayı
İçmeyince bilinmiyor erenler.
Dosttan gelen yara düşer derine
Yükseği karlı boralı
Anayım yürek yaralı
Dert üstüne dert sıralı
Gelin bana sorun dağlar
Şu halımı görün dağlar.
Böyle bir hışıma gelse de başım,
Bataklığa bir taş atar değilim.
Bana izin vermez olgunluk çağım,
Gırtlağıma kadar batar değilim.
Ne bir gönül bilir, ne de hatırı
Doktor Basri bir gün sofra açınca
Bir kadeh de benim için al dostum.
Dertli sazın kılıfından çıkınca
Bir dörtlük de benim için çal dostum.
Yudum yudum şarabından içerken,
Güzel Rabbim gel de barışak hele,
İşte haksızlara çatar dururum.
Tek beden olak da sarışak hele,
Ben bazen kafadan atar dururum.
Gücenme ha benim gibi deliye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!