Ta ezel hayal şemine yandırır dünya bizi,
Ben sana meftunum deyu kandırır dünya bizi,
Havayı hevesle çeker,kıyl-ü kal sinesine,
Ahir salar pençesini sindirir dünya bizi.
Meyl-i muhabbet ettirir fısk ile fenalara,
Bezli can ettirmek için arifi danelere,
..
Ağaçlan uzun kısa
O da biter kese kese
Geniş değildir herkese
Adaletsiz yalan dünya
Fil de canlı karınca da
Kimi yerde kimi dalda
..
Aşıklar neylesin seni
Bir ismin var yalan dünya
Haramiler kol kol olsun
Etsin seni talan dünya
Yaş ağaçları kurutdun
Bunca canları çürütdün
..
Dünya çok boyutludur
Ve bizde baş ağrısına neden olur.
Biz dünyanın tek renk olmasını isteriz
Öyle ki dünya net ve kesin olmalı.
Biz dünyanın birörnek olmasını isteriz
Öyle ki dünya gerçek olmalı.
Biz dünyanın sınırlı olmasını isteriz
..
Yürü durma yürü yolundan olma
Eğlenip bir yerde kalmayan dünya
Zaten ben garibim anadan doğma
Garibin gönlünü bilmeyen dünya
Yad ellere güller verdin gül verdin
Şirin sohbet tatlı tatlı dil verdin
..
Bu çileli başı her gün kederlere salan dünya...
Sevenlerim gitti bir bir, sevdiklerim alan dünya...
Neden; hiç sevmez mi beni, hayâllerim çalan dünya? ,
Ellerim boş, kalbim sızı, ümîdimdir kalan dünya...
İnsanoğlu da vefâsız, otur ağla, bir yan dünya,
..
DÜNYA AHİRET DENGESİ VE VERASET
Müslümanların Kuranı yanlış anlamaları, Kuranı bırakıp bir takım felsefeleri ve mistik inanışları takva zannetmeleri ve özelliklede felsefi tasavvufun İslam dünyasında hakim kültür haline gelmesiyle Kuranın bu eksende yorumlanmaya ve tefsir edilmeye başlanması Müslümanların dünya olgusunu algılama noktasında içinden çıkılamayacak bir çıkmaza düşmelerine ve Allah’ın kendilerine yüklediği yer yüzünün hilafeti ve verasetini(Bk.:Bakara:29 Enam:165,Araf:69-74,Yunus:14,73,Neml:62,Fatır:39,Sad:26) kaybetmelerine yol açan bir uçuruma yuvarlanmalarına sebebiyet vermiştir.Tabi ki bahsettiğimiz bu süreç uzun bir zaman almış Asrı Saadetten sonra ortaya çıkan saltanat serüveniyle başlamış ve en son Osmanlı devletinin zayıflayıp yok olması ve yerine İslam dünyasında seküler hukukun yerleşmesiyle emperyalizmin hakimiyetine kendisini teslim etmiştir bu sürecin algılanması ve yeniden bir dirilişin yaşanması dünyanın yeniden tanımlanması ve Kuran bağlamında dünya ahiret birlikteliğinin ve dengesinin sağlanması ile mümkündür.Sorunu tanımlayabilmek ve giderebilmek elbetteki kaynağına gitmekle mümkün olduğundan bizde bu sorunun kaynağını tespit etmeye ve olumsuzluğu gidermeye hiç olmasa bu bağlamda atılacak adımlara bir katkı sunmaya çalıştık.Asrı Saadetten sonra Muaviye ile başlayan ve dünyevileşmenin başlangıcı olarak nitelendirebileceğimiz süreç zevk ve sefaya düşkün olan Yezidin ehli beytin bireylerine zulmetmesi ve hilafet merkezini Medine’den Şama taşıması, Emevi sülalesinin israf ve debdebeli bir hayatı benimsemesi,saraylar yaptırması ve yeni Müslüman olmuş halka iyi davranmaması v.s dünyevileşmenin yaygınlaşmasına sebebiyet vermiş bu zihniyet Abbasilerle de devam etmiş bu süreçte insanlar ya saltanat taraftarı olmuş ya saltanatla mücadele etmiş yada bu iki tavrın dışında bir tavır geliştirerek münzevi hayatı seçmiştir daha sonra saltanata karşı çıkanların acı kayıplar vermeleri ve başarısız olmaları ile birlikte toplumda saltanat taraftarı ve onlardan uzak duran zahitler olarak iki tip insan prototipinin kalmasıyla seçenek(Sosyal tavır) ikiye inmiştir daha sonra kendi felsefelerini de üreten bu düşünce kemikleşmiş ve bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır.birisi dünyevileşmeyi diğeri ise mitleşmeyi (Ruhbaniyet) temsil eden bu iki aşırı uç neredeyse hakikati kendilerine uydurma adına bir düşünce sistemi geliştirmiş ve bu sistemlerini İslam adına sunar duruma gelmiştir. Kuran’a parçacı yaklaşan ve esasen Antik felsefe,Hint mistizmi, doğu felsefesini ve Hıristiyanlığın ruhbaniyet(Bk:Hadid:27) anlayışını İslam’a taşıyan bu düşünce sistematiğinin öncüsü olan mutasavvıflar dünyayı çok kötü bir şekilde tavsif etmişlerdir. Mesela kendinden önceki sûfîlerin Kuran yorumlarını derleyen Ebû Abdurrahmân es-Sülemî(ö.412/1021) ,şu sözleri nakletmiştir: Zünnûn el-Mısrî: Dünya mezmûm(zemmedilmiş, kınanmış) olarak yaratılmıştır. Ebû Bekr el-Verrâk: Dünya bela, meşakkat ve hevâ yurdudur. Her kim bu dünyadan yana muradını ifnâ ederse her şeyden/belâdan salim olur. Sehl et-Tüsterî: Dünya tıpkı bir ağaç gibidir. Kökü cehalet, dalı yiyip içme, giyinip kuşanma, uyuyup istirahat etme, kadın, güzel koku ve malı sevmektir. Semeresi ise ilâhî azabı mucip olan günahlardır.(Tefsirüssülemi Hakaikuttefsir:C.2S.233) sûfî müfessir Kuşeyrî (ö. 465/1072) de şöyle bir izah getirmiştir: “Dünya hayatı yok olmaya mahkumdur. O ne [bir saniye] rötar yapar ve ne de bir yerde karar kılar. O filhal Allah’tan alıkoymaktadır. Gerçi ekmek aş verir ve fakat karın doyurmaz. Tıpkı çocukların oyunları gibi hiçbir kural (istikamet) tanımaz. İnsanı haktan ve hakkı hakkıyla kavramaktan alıkoyar.”(Kuşeyri Lataif’ul İşarat C.3 S.290)
Ebû Hâmid el-Gazâlî’nin (ö. 505/1111) İhyâu Ulûmi’d-Dîn adlı tasavvuf klasiğinin Zemmü’d-Dünyâ bölümünde de dünyayı tahkir ve tezyif eden birçok manidar söze rastlamak mümkündür. Gazâlî’nin bu bölümde aktardığı bilgilere göre dünya mutasavvıfların gözünde maddeye yönelen nefsin arzularından (hevâ ve şehvet) ibaret olup bütün kötülüklerin kaynağıdır. Çünkü dünya özü itibariyle insanı alçaltan ve aslî maksadını ona unutturan bir niteliğe sahiptir. Hakk’a giden yoldaki en büyük mâniadır(engel) . Bu yüzden kimi sûfîlerce “domuz” diye adlandırılmıştır. Dünya yalan, âhiret gerçektir. Dünya ile âhiret iki kuma gibidir. Biri memnun edildiği ölçüde diğerinin rahatsız olması kaçınılmazdır. Dünya Allah’ın düşmanıdır. Dışı çekici bir kadın, içi çirkin bir kocakarı gibidir. Allah dostu olan bir insanın dünya ile ilgi kurması muhaldir.(Gazali İhya:C:3S:214-225)
Gazâlî, hayra vasıta olan nesnelerde kısmen de olsa hayır bulunduğu düşüncesinden yola çıkarak dünyanın mutlak surette bir düşman olarak algılanmaması gerektiğini söyler ve böylece tasavvufî gelenekte daha mutedil bir anlayışı benimser. Bununla birlikte, dünya sevgisinin mutlak surette
ciddi bir tehlike ve risk içerdiğini belirtmeyi de ihmal etmez.
Özetle, dünya sevgisi ile âhiretin birlikte yürümeyeceği, yani bir koltuğa iki karpuz sığdırmanın mümkün olmadığı, tasavvufî öğretinin en temel prensiplerinden biridir. Bu yüzdendir ki dünyaya adamakıllı mesafe koymak, seyr-i sülûkun ön koşullarından biri addedilmiştir. Kuşeyrî’den öğrendiğimize göre seyr-i sülûkta samimi, azim ve sebat sahibi olan bir müridin dünyevî ilgilerden kendini soyutlaması gerekir. Alâik ve şevâgıl denen bu ilgileri bir kenara koymak ve böylece dünyevî angajmanlardan kurtulmak (ferâğ-ı kalb) tasavvuf yolunun esasıdır. Dünyevî ilgilerin başında mal tutkusu gelir. Kendisine çok önem atfedildiği için mal-mülk ister istemez insanı hak ve hakikatten uzaklaştırır. Bu yüzden hubb-i mal(Mal sevgisi) ve tûl-i emeli(uzun vadeli dünya işleri) terk etmek gerekir. Keza hubb-i câh ve riyasetten de (makam, mevki ve liderlik tutkusu) vazgeçilmelidir.() Bir mürit bütün dünyevî ilgilerden kendini soyutlamadıkça ona herhangi bir zikir telkininde bulunmak caiz değildir.(Kuşeyri:Errisale:S:380-381) Sülemî ve Kuşeyrî diğer büyük sûfîlerden de şu sözleri aktarmışlardır: Yahyâ b. Muâz: Dünya İblis’in içkisidir.Kim ondan bir yudum içerse
..
Şairdir, şiirdir dünya
Dünya şiir,şiir dünya
Döner, durmuyor ya dünya
Şiirlerle döner dünya
Sihirlerle dolu dünya
Şairlerin yolu dünya
..
"Seni sevdiğim için dünya geliş,dünya geniş,dünya edep,dünya aşk,dünya yol,kapı ve giriş.
Dünya ölümlü ama dünya dirilmek,kalmak ve gitmekti herkes gibi.
Ve seni sevdiğim için dünya oyunbozandı...
Ama nefes alabildiğim yegâne bir dünyamdın diyebilmekti gerçekten seni sevmek..."
..
Fani yani çürük zemin,
Buysa olmaz olsun namın,
Bitmiyor kederin gamın,
Dünya Dünya yalan Dünya.
Yeter gayrı ulan Dünya.
Çile çile her gün çile,
..
Dünya, dünya, dünya, dünya,
Sen atlısın, benim yaya,
Sen bir hansın, ben bir yolcu,
Ben av oldum, sensin avcı,
Sanma ki olmam davacı,
..
Dünya dünya fani dünya
Herşeyiyle yalan dünya
Gurbet elde azar azar
Ömrümü çürüttüm dünya
Dünya dünya fani dünya
Gaflete daldırdın dünya
..
YALAN DÜNYA! .
Bu Dünya Yalan Dünya, Yalan, Yalan, Yalan Dünya! .
Sen Çarkı Elinde San! Yalan, Yalan, Yalan Dünya! .
Sen Zincir Vurduğun Say! . Yalan, Yalan, Yalan Dünya! .
Bu Dünya Yalan Dünya, Yalan, Yalan, Yalan Dünya! .
..
Yikilasi koca dunya,bula bula benmi buldun
Zaten hayat kotu bana, birde simdi senmi oldun
Cekilecek cilem coktu, artik birde dertle doldum
Hayin dunya ne ettim sana,zalim dunya ne ettim sana
Kendi halimde bir kuldum, sasmaz bilirim yolum
Yuce divan kurulacak,orda bi care kulum
..
BU DÜNYA
Bu dünya bir garip dünya
Yazı kışı olan dünya
Dergahında semah çeken
Derviş gibi dönen dünya
..
Bir dünya düşlüyorum,içinde tertemiz yaşayabilceğimiz
Bir dünya düşlüyorum içinde insanca duygular barındıran,
insanların olduğu,
Bir dünya düşlüyorum geleceğe dair umutlar taşıyanlar
Bir dünya düşlüyorum yemyeşil vadilerin her gün çoğladığı,
Bir dünya düşlüyorum insanların birbirinn rengine ırkına bakmasızın,
..
Ah Be Dünya! .
Sen değilsin yalan Dünya
Yalan; sende olan dünya.
Ey vefakâr yaşlı Dünya
..
Dünya o kadar garip ki; daha doğarken ağlarsın.
Dünya o kadar saf ki; iki eşeği bir kazığa bağlarsın
Dünya o kadar inat ki; gidersin dikine
Dünya o kadar zor ki; analar katlanır yüküne.
Dünya o kadar kalleş ki; yürümeye başlarken ayağın kayar.
..
Bize merhamet lazım Dünya Müslüman olsa,
Hakikat de gerekli Dünya Müslüman olsa…
İnsanlık incinmese Dünya Müslüman olsa,
Hayvanlar da yaşasa Dünya Müslüman olsa…
Silahlar satılmasa Dünya Müslüman olsa,
..
Malın beter olsun dünya,alıp giden olmazdı ya,
Oynamakta olanları bırak gitsin utan dünya.
Yüzleri hep gülenleri,sana doğru gelenleri
Ağlamaktan ölenleri avut gitsin biten dünya
Kırgınları dargınları,belki biraz yorgunları
..



