Deniz suyunu avuçlayınca anladım
Bazı şeylerin
Göründüğü gibi olmadığını
Meğer ne çok sevenim varmış
Gönlümü almaktan
Çağırdın beni ve ben yollara koyuldum
Sana gelmek için
Kaç gece yürüdüğümü bilmiyorum.
Denizlerin köpüklerini,
Dağların karla mühürlenmiş alnını,
Yüzyılların paslı kapılarını aşarak geldim.
Kabullendikten aylar sonra
Anladım ki beni bekleyen
Bildiklerimin
Yerinden oynatamayacağı
Dağlardan büyük bir sorun
Memleketi özlüyorum gurbetin son durağında
Kulağımda kuzu sesleri gözüm tozlu yollarda
Hafiften bir rüzgâr çiçek kokuları burnumda
İçimde bir bülbül dikensiz gül arar toprağında
Memleketi özlüyorum hasretin son durağında
Bir merdiven vardı kapısı ilk nefesle
Aralanan, yabancı da değildi
Ne karşılamaya ne de uğurlamaya
Bir bakış, bir gülüş,
Kırık dökük bir basamak
Çocukluğum üstünde geçti yalınayak
Herkes az buçuk renkli
Herkes
Siyah ile beyaz arasında
Sadece ikimiz
Uç sınırlarda
Birbirimize
Ne zaman çiçek açtın hangi ara yeşerdin
Yaprak renklerinde isyan
Başka mevsimlerde yer arayan ağaç
Sonbahara da kafa tutacak kadar
Hangi ara yüreklendin
Sen de hepimiz kadar
Ey sevgili üç hidrojen
Bir karbon atomundan oluşan
Metil grubu gibisin
Yokluğunda
Düğümlenir nefesim
Solar gülen o yüzüm
İçimde
Bir masum ilkbahar
Bir deli yaz
Bir serseri sonbahar
Bir yanık karakış
Uçuşan kelebekler
Güneşi uğurladık geceye
Dolunayla buluşsun diye
Denizde matem havası
Maviden eser yok
Bulutlar gam yüklü
Kızıla bürünmüş gökyüzü




-
Sibel Atahan
-
Mehmet Faruk Ersoy
-
Ercan Vural
Tüm YorumlarSüpersiniz hocam.... Ağzına yüreğine kalemine sağlık.... alıp götürüyorsunuz derin yolculuklara.... bizi bu hislerden mahrum bırakmadığınız için çok teşekkür ederim tebrik ediyorum sizi.
Tebrikler sevgili abim kalemine yüreğine sağlık.
Az sözle çok şeyi anlatma sanatı olan şiir... Duygularınızı yazıya döktüğünüz bu çalışmalardan dolayı tebrik ederim.