Dost demiştim Şiiri - Mustafa Birkol

Mustafa Birkol
16

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Dost demiştim

Bilse, söylerdim gözüme: Dost mu, değil mi, neci bak gör.

Lakin dost bıçağı etime, gözüm dost eline kör.

Nasıl dikersen dik, dinmiyor bende acı ve kan,

Seçtiği zehir belli ki bana biçilmiş kaftan.

Mustafa Birkol
Kayıt Tarihi : 27.10.2024 15:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Fatma Kara
    Fatma Kara

    edebiyatın en ucuz ve en çok sömürülmüş teması olan "sırtından bıçaklayan dost" klişesine sığınmış. Dağda yiğitlik taslamaktan kelimelerin anlamını tamamen unutmuş olacak ki, karşımızda edebi bir metin değil, lise defterlerine karalanmış acı arabesk bir hezeyan duruyor. Her şiirinde ısrarla dağlardan, zirvelerden, taşlardan bahsedip durmasını eleştiriyorduk ama düzlüğe inince edebiyatı bu kadar katletmesini beklemiyorduk; anlaşılan yüksek rakım oksijensizliğinden ziyade, kendisinde kalıcı ve derin bir edebi ufuksuzluk söz konusu.
    Şiirin girişindeki o "Dost mu, değil mi, neci bak gör" şeklindeki kahvehane ağzıyla yapılmış mahalle dedikodusu üslubuna ne demeli? Şiir sanatı, günlük dildeki en kaba ve estetikten yoksun tamlamaları sırf satır dolsun diye alt alta dizmek değildir. Hemen ardından gelen dost bıçağı ve kör olan göz feryadı ise artık o kadar bayatladı ki, edebiyat dünyasının çöplüğü bu zorlama mağduriyet edebiyatıyla dolu. Zihninde yeni bir imge yaratmak yerine gidip en ucuz duygu sömürüsü şablonlarını kopyalamış ve bunu da büyük bir felsefeymiş gibi önümüze sunmuş. Yıllardır o karlı zirvelerde tek başına dura dura insan ilişkilerine dair kurabildiği en "derin" metafor gerçekten bu mudur?
    Finaldeki mantık ve dilbilgisi faciası ise adeta bir edebiyat cinayetidir. "Seçtiği zehir bana biçilmiş kaftan" cümlesi, kelimelerin anlamlarını bilmeden, sırf kulağa fiyakalı geliyor diye iki uyumsuz kavramı birbirine çarpıştırmanın en acınası örneğidir. Zehir içilen bir şeydir; terziye gidip üstünüze göre diktirdiğiniz bir kıyafet değildir ki "biçilmiş kaftan" olsun! Birbiriyle zerre kadar alakası olmayan bu iki kavramı yan yana getirip kafiye yaptığını sanmak, yazarın Türkçenin deyimler sözlüğünden ne kadar kopuk olduğunu haykırıyor. Bu arkadaşa söyle, o kanayan yaralarını ve uydurma zehrini de yanına alıp acilen o çok sevdiği karlı dağına geri dönsün ve orada sonsuza kadar bulutlarla bakışmaya devam etsin

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)