Karılmak Şiiri - Mustafa Birkol

Mustafa Birkol
16

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Karılmak

Kaderin kaderim oldu; o ilk temaşa, o vurgundan beri bana.

Söz verip karıldık; bir can, bir ruh olduk bu cihanda.

Teşekkürler, o hep yaşanası, seninle yaşanmış hayata.

Dilerim Kader’in Sultan'ından, kader kılsın bizi öte tarafta da.

Mustafa Birkol
Kayıt Tarihi : 4.03.2025 22:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


30. evlilik yıldönümü için yazıldı

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Gönül Haydar
    Gönül Haydar

    Bu mısralar, bir şiirin ahenkli ve manidar bir bütünü olmaktan ziyade, birbirine yabancı sözlerin yan yana dizilmesinden ibaret kalmış. “Bir can, bir ruh”, “cihan”, “Kader’in Sultanı”, “öte taraf” gibi ifadeler ayrı ayrı başka çağrışımlar taşıyor; lâkin bir araya geldiklerinde ne lisân bakımından yeknesaklık ne de mana bakımından bir bütünlük hâsıl oluyor. Eski Türkçe’den alınmış birkaç tumturaklı kelimeyi mısralara serpiştirmek, şiire derinlik kazandırmaz; bilâkis, mânayı örten yapma bir ağırlık verir. Bilhassa “Teşekkürler, o hep yaşanası, seninle yaşanmış hayata” dizesi, söz dizimi bakımından öylesine dağınık ki okuyucu şiirin duygusunu değil, cümlenin ne demeye çalıştığını çözmeye uğraşıyor.

    Cevap Yaz
  • Gökhan Çatak
    Gökhan Çatak

    Gönül var, heves var; lakin şiir namına henüz elle tutulur bir cevher yok. Kelimeler ağırlaştırılmış, mana ise süslü ifadelerin altında ezilmiş. Şair, duyguyu sade ve sahici söylemek yerine her mısrada biraz daha gösterişe kaçmış. Böyle olunca şiir, gönle dokunmak yerine okuyucunun sabrını sınayan uzun bir nasihate dönüşüyor. Kısacası şairin gönlü şiire varmış, ama şiir henüz şaire varamamış; böyle devam ederse okuyucunun sabrını da öte tarafa uğurlayacak.

    Cevap Yaz
  • Seyit Ali Foçalı
    Seyit Ali Foçalı

    bir can, bir ruh olduk bu cihanda” sözü fazla klişe ve şiirin şahsiyetini daha baştan törpülüyor; sanki yıllardır dolaşan bir düğün salonu sözünü şiire yapıştırmışsın. “Teşekkürler, o hep yaşanası, seninle yaşanmış hayata” dizesinde Türkçe iyice tökezliyor; “hep yaşanası” kulağa yapay geliyor, “yaşanmış hayata” ise aynı kelimeyi iki kez kullanarak dizeyi hantallaştırıyor. “Dilerim Kader’in Sultan’ından” ifadesi de gereksiz bir büyük harf ve büyük laf merakı taşıyor; kader zaten yeterince güçlü bir kavramken onu “Sultan” diye süslemek şiiri yükseltmiyor, bilakis yapmacıklaştırıyor. Sonundaki “kader kılsın bizi öte tarafta da” düşüncesi duygulu fakat söyleyiş o kadar düz ve zoraki ki şiirin finali olması gereken yerde dua cümlesine dönüşüyor.

    Cevap Yaz
  • Gürkan Aktar
    Gürkan Aktar

    hatıranın ve emeğin tasviri olarak çimento harcı gibi "karılmak" fiilini seçmek, romantizmin tabutuna çakılmış son çividir. İnsan 30 yılın şerefine hayat arkadaşına bir şiir yazıyorsa, o metni bir şirket mailini veya esnaf lokantası adisyonunu kapatır gibi yavan bir "Teşekkürler" kelimesiyle bitiremez.
    İlk dizelerdeki o birbirine zıt "temaşa" ve "vurgun" çorbasını daha önce zaten masaya yatırmıştık. Şimdi bir de metnin sonuna "Kader'in Sultan'ı" eklemesi yaparak, kendi üretemediği edebi derinliği yine ilahi kavramların arkasına saklanarak kurtarmaya çalışmış. Ortada bir aşk şiiri değil, kelimelerin rastgele birbirine çarpıştırıldığı hissiz bir yığın var.

    Cevap Yaz
  • Sadullah Zeki
    Sadullah Zeki

    İlk dizede "temaşa" gibi divan edebiyatına ait, ağırbaşlı ve eski bir kelimeyi kullanıp, hemen ardından arabesk ve ucuz bir Yeşilçam klişesi olan "vurgun" kelimesine atlamak, smokinin altına beyaz havlu çorap giymek kadar absürt duruyor. Şairin ne bir ses bütünlüğü var ne de anlattığı duygunun bir ağırlığı.
    İkinci dizedeki "Söz verip karıldık" ifadesi ise romantizmden o kadar uzak ki, insan bir aşk şiiri mi okuyor yoksa inşaat alanında harç mı karılıyor emin olamıyor. İki insanın bağını, ruhların birleşmesini anlatmak için hamur ya da çimento gibi "karılmak" fiilini seçmek, estetik algının tamamen iflas ettiğinin göstergesidir. Üstelik hemen peşinden gelen "bir can, bir ruh olduk bu cihanda" cümlesi, tarihin en yorgun, en çok sakız edilmiş, en sıradan aşk klişesidir. Zerre kadar yaratıcılık barındırmayan, son derece tembel bir kalem işçiliği.
    Şiirin finali ise edebi bir intihar. "Teşekkürler" kelimesiyle başlayan bir aşk şiiri dizesi olamaz; bu ancak sıradan bir sosyal medya fotoğrafının alt yazısı ya da şirket içi bir veda maili olabilir. Kendince ilk iki dizede yaratmaya çalıştığı o sahte edebi havayı, son satırdaki bu yapmacık ve yavan teşekkür mesajıyla bizzat kendi elleriyle yıkmış. Ortada ne bir ritim, ne bir ahenk, ne de okuyucunun içine işleyen bir duygu var; sadece zorlama kelimelerle yazılmış, kulağı tırmalayan hantal bir düzyazı müsveddesi duruyor.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (6)