AŞKA BÖLÜNDÜM
Bak Bugün Yirmi Sekiz Yaşındayım! ....
İnan artık sevmek istemiyorum insanları yar
KIRÇİÇEĞİME
Adının anlamı Kırçiçeği
Kırda açan çiçek gibi doğalsın
Ve Çiçeğin doğadaki yeri, değeri gibi
Benim doğamsın bende Değerlisin
Nasıl çiçeksiz doğanın tadı
Seni severken, sana cesaretsizdim;
Sevgimi söyleyemedim.
Seni kaybettim.
Şimdi asla,
Tenin değmez tenime,
Gözüm değmez gözüne,
SIFIR NOKTASI: KARANLIKTA BİR BAŞINA
Işıklar söndü Doğuş, o parlak lambalar artık canını yakamaz,
Burası sessizliğin zirvesi, burası acının en dürüst hali.
Kimse gelip de "geçecek" diyerek ruhuna dokunamaz;
Çünkü bu, bir kadavranın kendi kendine söylediği son ninnisi.
Vurun neşteri, kanasın ruhumun en ücra yeri, Dönmem artık, yemin ettim; yıktım geçtiğim köprüleri. Bir yanda sahte maskeler, bir yanda bu dilsiz feryat, Yaşamak dediğin buysa, yerin dibine batsın bu hayat!
Gözler kör, kulak sağır; vicdanlar paslanmış bir kilit, Umut dediğin o ışık, karanlığın koynunda bir bit. Ben sevgiye muhtaçken, eziyetle yoğurduğunuz bu ten, Uçurumun tam ucunda, vazgeçti bugün her şeyinden!
Zehir aktı bir kere, o kutsal dediğin kanıma, Jilet dost oldu bugün, dilsiz kalan bu canıma. Yârin yokluğu kefen, hasretin ise mezar taşım, Toprak bile kusar beni, dinmez bu kanlı gözyaşım.
Başım dağlar boranı, ömrüm bir mülteci kampı,
Sırtımda kırk yıllık sızı, elimde vatanın lambası.
Söylesenize ulan! Hangi rüzgâr yıkar bu koca çınarı?
Hangi el kirletebilir o göklerdeki nazlı hilali?
Biz ki acıyı bal eylemiş, prangaları parçalamışız,
[ kalin ]Biliyorsun yar,
İkimizde çok sevmiştik.
Lakin açık açık söylememiştik
Belki de kendimize bile itiraf edememiştik
Çünkü ben bir kahpe sevdadan
Ağır yaralanmış ve enkaz dolu bir kalple düşmüştüm
Yolun sonundayız Cemre
Sen rengarenk düşlerine dönersin
Ben ise, o karanlık, dar ve kir pasak dolu buz gibi hücrelerime
Yolun sonundayız Cemre
Senin her bir düşün, bir gökkuşağı ederi,
Yorgun Şairin Büstü
Bırakın bu büste baksınlar, yorgun ve kirli sakallı,
Ne bir gülümseme kaldı, ne de bir telaş.
Arkamda İSYAN yazılı taş, önümde sessiz ve acı.
Karga sırtıma konmuş, her tüyü bir yoldaş.
Öyle bir sevdaya düştüm ki, Adı vuslat değil, adı yıkım. Tadı damağımda bir idam urganı, Zehir zıkkım sevgili, zehir zıkkım...
Gündüzü işkence, güneş bir kor gibi yakar, Gecesi hasret, karanlık üstüme mezar kazar. Söylesenize, hangi ölü benim kadar sitemkâr? Hangi neşter bu sancıyı kalbimden kazır?
Ben ki Mezarlıklar Şairi, tenhaların diliyim, Kendi cenazemde en önde giden deliyim. Bu sevda bir operasyondu, masada kaldım; Şimdi bu sessizliğin, bu yasın müellifiyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!