Ve ateş saçlarından yakaladı
Oyun sonsuzluğundaki çocukları
Kanattı ellerini
Oyuncaklarını aldı
Korkuydu gözlerindeki parlaklığın adı
Tanımadıkları dünyanın
Kent kırıntılarına müptela
Pencere önlerinde
Bir bahçe dolusu oynaşı
Günün ilk dallarından son dallarına
Sıçrayarak
Akşamla ebedileşene dek
Yalnızlığımı avuttuğum düşlerimin sesisin
Ilık ılık okşar tinimi
Sözlerin atlı karıncasıdır çocukluğun
Sevindirdin beni
Yalnızlığımı evrene fırlattığım yerdesin
Sana gönlümü verdim
Göz bebeklerimden liman
Uçarı koyuvermiş yalnızlıkların huyu
Gizlenmek usuma yapışkan
Bağ yüklü tapınaktı tenim
Sevmek
Ne varsa alıp gitmiş ötelere
Ufuklar kadar mesafe
Koştum koştum soluksuz kalana dek
Yürek
Yerinden çatladı
Öyle bakmalısın ağaca
Yeşilin kızıla kaynaştığı
Kızıldan mora uzanan damarların içinden geçip
Yaprakların arasından süzülen
Gövdeden aşağı kayan
Işıktan götürgece binip
Uğultulu vakitlerden tümceler serisi
Dipsiz göl uykusundan uyandığında
Suların maviye asılı güzelliği
Buğulanır gözlerinde
Vahalarda harelenir
Sümbül tacına düşer damlaları
96
Takvimlerden bir ömür kopardım
İlhakına dolandım zamanın
Zemheriyi mor ayaza boyadım
Gök güneşi karşıladı sal ile




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!