Gökyüzünden dökülen yaşlar tükenip bitmiş,
Ruhumun sızısıyla kaldım iyice kurak.
Zamanın sillesiyle çöller alevsiz tütmüş,
Sonsuzluğa uzanan yollar ne kadar uzak.
*
Ağaçlar yaprakların ansızın niye döker,
Gölgeler karanlığın örtüsünden can çeker,
Yıldızlar gökyüzünden niçin ışıklar eker,
Yalnızca yürüdüğüm şu sokaklar sinsi tuzak.
*
Gecenin siyahlığı neden göğe sarılsın,
Fikirler kederlerin arasında kırılsın,
Acılar dalgalanıp yağış gibi darılsın,
Niçin bakılan yüzler artık tamamen yasak.
*
Ağlayan gariplerin gözyaşını silemez,
Zalimler gizlenerek gerçekleri bilemez,
Acıdan inleyenler sevinçleri dilemez,
Ne acı ki seherinde soluyor yeşil yaprak.
*
Kışların ayazında aslında ne titriyor,
Uykusuz gecelerde niçin gözler seyriyor,
Yalnızlık acısıyla aslında ne eriyor,
Aydınlık ufukları neden yuttu şu toprak.
*
Sessizlik feryat ederek neden fazla çınladı,
Gurbetin ellerinde acaba ne anladı,
Sızlayan yaraları aslında sarmaladı,
Durmadan ilerleyen nehirler nasıl berrak.
*
Hasretin gölgesinde nasıl indin derinden,
Kuşların kanatları neden koptu yerinden,
Acının darbesiyle vurulunca serinden,
Karlı tepelerinden dökülenler pek ufak.
*
Babil'in bağlarından göklere bakılmalı,
Nil'in serin suyuna neden ağ takılmalı,
Leyla'nın ateşiyle ormanlar yakılmalı,
Neden evvel açıktı, şimdi dört taraf sokak.
*
Ruhun derinliğinde acaba neden üzgün,
Yağan yağmurlar ile nasıl ıslanmış süzgün,
Yaralı bülbüllerin ötüşü neden düzgün,
Sabahları aydınlık, ufuk aslında şafak.
*
Neden zaman akarken yaklaşıyor kör ölüm,
Nasıl ansızın biter böyle sevinçli bölüm,
Bitmeyen çekişmeyle yapılıyor hep zulüm,
Zamanı durdurarak bütün dertleri bırak.
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 10:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!