boddy bgproperties='fixed' background='http://www.antoloji.com/siir/media/22/www_antoloji_com_269713_b_9567.jpg'
brdiv style='border-style:groove; border-color:#ff3300; WIDTH: 672; HEIGHT: 277; BACKGROUND-COLOR: 999999 '
brfont face='Comic Sans MS' color='003399'
img src='http://img60.imageshack.us/img60/6900/5dfbescr2.jpg'
Dedim ki:
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Edebiyatımızda ayrı bir yeri vardır dedim, dedi türü şiirlerinin... Bu güzel şiirine bende bu şiirimle eşlik edyim Serap Hocam... Yüreğin dert görmesin... Selamlar...
Yalanmış Meğer
Dedim; nerdesin sen bunca vakittir
Dedi; sevinme sen kalbim çaşıttır
Dedim; yalan mısın? Sevgin rüya mı?
Dedi; uykudasın sorma mayamı
Dedim; yaşadığım onmaz yara mı?
Dedi; bileceksin alsan daramı
Dedim; neden çıktın benim karşıma
Dedi; dükkân boşken girdin çarşıma
Dedim; şu köşede kalsam olmaz mı?
Dedi; necip kalbin kahır bulmaz mı?
Dedim; seven yürek acıyı sever
Dedi; sevgi nedir kalbimi döver
Dedim; sevgiyle bak sende anlarsın
Dedi; sevsem benle hüzzam dinlersin
Dedim; hep mi yalan sende bulduğum
Dedi; git yoluna kurban olduğum
Dedim; rotam sensin çıkmaz yoldayım
Dedi; anla artık başka koldayım
Dedim; açık söyle hiç mi sevmedin
Dedi; aşk kör etmiş hala aymadın
Dedim; anladım da geçmez soluma
Dedi; işin bitti çıkma yoluma
Dedim; bu aşk gider benle mezara
Dedi; faydası yok varsan nazıra
Dedim; duyar mısın şu sela benim
Dedi; güle güle ıslanmaz tenim
(Eskişehir – 24.04.2007 – 19:40)
Kazim UZUN
Güzel şiirinizi kutlarım. Ayrıca Üstad Neşet Ertaş'ın müziği ile bezemeniz daha da güzelleştirmiş. Güzellikleriniz tükenmesin. Selam ve saygılar.Hüseyin Sığırtmaç
Elinizin tutulması ,yüreğinizin doldurulması ,yaralarınızın iyileşmesi ve ellerde deste güllerle beklenilmeniz temennisiyle şiirinizi kutlarım...Mehmet Karlı
Mükemmel bir hasbıhal...Güzel yüreğinize tebrikler.
Saygılar
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta