Devrimi seviyorum
Mermer altı kahramanlarım, şehrime ışık salar her gece
Güneşi besler gülen Ay´ım,efkarlı sevdam.
Haberler susar, hasretim yollara düşünce
Yıl yıl sessiz çıglık, kulagı yollarda bir ayak sesi diyor..
Istiklal´de boynuna vebal geçer, Cumartesi gelende.
Yoruldu beklemek, kavruldu Yürek
..
Kara trene binip uzaklaşacağım
Güneşli cumartesilere kadar
Dönüp arkama bakmayacağım
Güneşli bir cumartesi de
Hayatın tüm tonlarını yaşayacağım
Sokaksız, bol güneşli günlerden
Rotasız yürüyeceğim
..
Dokunmayın Kaş'ıma,
Bakmam sonra gözünüzün yaşına,
Alırım elime kazmayı,küreği,
Bir de yaralı yüreği,
Gerisini siz düşünün...
Şimdilik bunu söylüyorum,
..
Deniz gözlerine hayran kaldım.
Sana bir heykeltıraşı izlerken rastladım.
Kumdan kadın herkesi büyüledi,
Benim gözlerimse sadece seni izledi.
Henüz adını bile bilmiyorum ama,
Güzel gözlerin her şeyi söyledi bana.
Bu bir kaçış belki,
..
Öğlenleri dükkanı kaparlar
Bir buçukta açarlar
Cumartesi kapalılar
Pazar günü memleketten kaçarlar
Resmi daire gibi çalışırlar
Ekmek gibi ilaç satarlar
Kıral gibi yaşarlar
..
Cüzdanımın içinde
Saklardım resmini
Bakar hatırlardım seni
Yıllar sonra yırtıldı
Soldu
Sonra bilmiyorum ne oldu?
Belki unuturum dedim
..
Mahsun ve harap da olsalar
ıssız kayıklar bilir
denizdeki fırtınayı
Ağlamaklı ve sarhoş da olsalar
yalnız aşıklar bilir
içimdeki fırtınayı
..
Gönül pınarımdan,bir aşk çağlıyor
Yürek yarasından,hep kan damlıyor
Sevda dolu gözden,çok yaş akıyor
Canımdan can oldun,sen bilmesen de
Gönül sancılarım,bir son bulmuyor
Bu kalp ağrılarım,her dem vuruyor
..
Bu gün cumartesi
Okullar tatil.
Tadını çıkaralım memuriyetin.
Maaştan kalan üç kuruşla,
Balık ekmek yiyelim Eminönü'nde.
Kuşlara yem verelim.
Vapurlara binelim,
..
İnanın bana kar yağacak
cumartesi akşamı 23.30 da
TRT-FM de
Enis abi şiir okuyacak
akşam olacak, sabah olacak
tekrar
tekrar
..
Gözümden akan her damla
Yüreğimde soğuyor.
Hasretin bir oldu gamla
Hep hülyamı boğuyor.
Kâr etmez yarama merhem
Gün geçtikçe kanıyor.
..
Mezar, ziyaret edilen yer demek kelime manası.
Akıbet herkes ziyaret eder onu, var mı dahası?
Şu geçici âlem, canın bir nefeslik oyun sahası.
Top sendeyken iyi oyna, olmasın yüzünün karası.
Ameller yoldaş, mezarda olanı sakın yalnız sanma!
Sevinç, elem, tat, lezzet hep kuru birer hayaldir, kanma!
..
Biraz ısıtmak lazım
bu odayı
vazoya bir çiçek falan
bir önceden artakalan
süpürüp o nemli kasveti
harlandırmalı belki de
..
Ortancamın mavisi
su istiyor
pembesi
en pembe
öpücük
gel görkü dudaklarım
..
Olduğum yerdeyım yıne,
Tarıhler farklı
Zamansızlığımızla,bakışmalar
Bıze aıt ne vardı kı kaydebılen..
Bu neyın yası neyın özlemı
..
Sen susma o zaman anlatmak istediklerimi anlatamıyorum
İçimde kopan fırtınaları dindiremiyorum
Gözyaşlarım sicim olmuş içime akıyor
Susma konuş benimle yüreğimin sesini dinle
Bir haykırış içinde yüreğim günlerdir
İsyan içinde durmaksızın anlatmak istiyor
Sen karşımda susuyorsun,sanki beni duymuyorsun
..
Küfrediyor bazı da şükrediyor
ağzı bozuk argo onda
kibarlık dersen budalası
hem fakir hem zengin
hem cimri
hem cömert
..
ANADOLU’NUN DOLUNAYI BAHAETTİN KARAKOÇ…
Bahaettin Karakoç ve dolunay yan yana gelince, bir geceye iki ay doğmuşçasına şule yaymaktadırlar. Gönül dünyamızın kapısı aralanarak söz ülkesine yolculuk yapılmaktadır.
Karakoç; şiirlerinde sözü sırlayıp, Maraş bindallısı gibi işler. Gönül şehrinin kapısını sözle motifler, sözle kilitler. O hiçbir zaman sözün ucuzunu söylemez. O bir aşk şairidir. Onun şiirinde ucuz şeyler bile paha biçilmez inciye dönüşerek dile zenginlik katmıştır. Çünkü biz biliyoruz ki Karakoç her sözü gönlünün derinliklerine dalarak, subjektif boyuttan objektif boyuta taşır. Onun sözü –şiiri- kültürel zenginliğimizi ve ağızda anne sütüne benzetilen Türkçenin inceliklerini ilk elden servis yaparak unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizle yüzleşmemize sebep olur. “Şiir bütün insanları ilahi bir kâinata davet eder” der. Anadolu’dan kopmadan metropellere seslenen Karakoç; oralardan aldığı sesleri kendileştirerek doğduğu ve içinde yaşadığı kültür ırmağına aktarır. Avamla havas arasında kültür köprüsü olmayı başararak zoru yenmiştir.
Medeniyetin en büyük ayağı olan şiir ailesine kattığı değer bakımından önemli bir birikime sahip olmamıza kapı aralayan Karakoç, soylu şiirin şairidir. Ulvi gayeler için yaratılan insan, yüksek değerler peşinde at sürdüğü ve ömür tükettiği sürece mübarektir. İnsanın içinde taşıdığı dağ ile derinliği doğru orantılıdır. Sözden ibaret olan şiirin hakikatte bir değerinin ve yerinin olmasına inanan Karakoç; zamana direnecek güçte olması gerektiğinin sancısını -on iki yaşında- 1942 yılında başladığı şiir serüveni süresince çekmiştir. İşte bu yüzden şahsi gayretiyle çıkardığı dergiye “Dolunay” derken, yaptığı şiir şölenine de “Dolunay Şiir Şöleni” demiştir.
..
Yağdıkça, hüznümü süpürsün yağmurlar
Hüznüm bir kırıntı kaldırımın kenarında...
Bırakayım kendimi ulu orta yağmura,
Yıkasın beni, tenim çıkana dek..
O kadar soyunayım ki hislerimi;
..
Kendime bir liste hazırladım
Bunları yapmalıyım adım, adım
Kendimi sana anlatana kadar
Bir hafta daha çalışmalıyım
Yarın hep seni düşüneceğim
Perşembe telefonda sesini dinleyeceğim
..



