Cumali Cumalioğlu Şiirleri - Şair Cumali ...

Cumali Cumalioğlu

Özümü korudum nefretten kinden
Bilim arıyorum dün geldim Çin’den
Ağıtlarla türkülerin içinden
Ozan geldim size, ozan giderim!

Karacaoğlan’ın karasevdası

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

1001

ı sesi â ’ya dönüşür
biraz kalın biraz uzun
hısım hasım olur
ııı!

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

ırmaklar deli divane olur
beynimdeki çelişkilerde
rüzgar benim için, şiirim için delirir
en korkunç uğultusuyla
eser durur düşüncelerimde
hırçınlaşır asileşir yine delirir

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

Ne çiçek kopardım, ne çocuk üzdüm
Ne yoksul sömürdüm, ne güçsüz ezdim
Evrende çözülmez büyük bir gizdim
Bulutun üstüne bina kuran ben!

Öksüze yuvayım, kuşa aşiyan

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

güldürücü olan aşktır
ben gülmeden seviyorum.
öldürücü olan aşktır
bile bile seviyorum!

Cumali Cumalioğlu

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

Kendi boşluğunda yanar yüreğim
Dolduramaz pay edilmiş sevgiler
Kendi titreşiminde üşür de sesim
Isıtamaz benim olmayan sevdalar!

Sevgiler öpülesi, sevdalar çiçek çiçek

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

Kendini dev sanan bence bir hiç'in
Acep derdi nedir, bilmem ki niçin
Belli ki kaşınmış sırtı o piçin
Sivri sözlerimle kalpten vuran ben!

Uzaklaşınca ben, biri kudurdu

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

1-Beyaza Sevdalı Çocuk
Sevgili Çağla’nın “Kırmızı, bizim buralar, Mor menekşe bendim.” Başlıklı yazısı nedeniyle birazcık Yılmaz Güney filmlerine dokunmanızı sağlayacağım. Yılmaz Güney’i tanımayanlar için de bu yazı birazcık olsun Yılmaz Güney’i tanıtmak adına iyi bir fırsat oldu benim için... Neden Yılmaz Güney derseniz... Yazı çok iyi kotarılmış bir Yılmaz Güney tekrarı gibi duruyor da ondan!
Yılmaz Güney filmleri, Çağla’nın öyküsü ve öyküdeki onüçlük yavrunun, yaşamındaki bütün karalara karşın renklerden asla vazgeçmeyişi. Ne güzel çocuksu düş! Çocuk ne kadar haklı değil mi? Ne vazgeçilmez bir inanç. Bizi biz eden bu çocuklar ve onların renkli düşleri değil midir karanlıkları yırtan..?
'Yarı sersem bir şekilde uyandım günün karasına. Karalastiklerimi ayağıma geçirip beyazlara doğru yola çıktım. Renkli iplerim saç örgülerimde. Tarlalara geldiğimizde şaştım kaldım alacalanan tan yerindeki pamukların beyazlığının uçsuzluğuna. Belime diğerleri gibi bir torba bağladım. Başladım toplamaya beyazları.'
Bir çocuk... O çocuğun asla vazgeçmediği renkli düşleri, beyaza sevdalı düşleri ve genç kızlığında öldürülen bedeni... Neden çocuk? Derseniz... Peki öykü neden çocuğun ağzından aktarılıyor derseniz. Yanıtı şu: Çünkü çocuk saflığın ve temizliğin simgesidir. (Temiz ama kirletilen çocuklar... Yazarın deyimiyle bedenleri öldürülen çocuklar...) Öykü çocuğun ağzından sunulmuş çünkü çocuğun dünyası saftır, temizdir; çünkü çocuğun düşleri masumiyeti, güzelliği temsil eder; çünkü çocuğun sevgisi bireysel, büyük çıkarlara dayalı değildir.
“Arkadaşım Hatça ile birlikte doğmuş, birlikte onüç olmuştuk. O, babası yaşındaki adamın koynuna, erkek çocuk doğurmak üzere satılırken, ben defterlerimden kitaplarımdan ötedeki pamuk tarlalarına sürülmüştüm. Sarı uçuk benizli çocukluğunu bohçasına koyup Hatça, ses etmeden kuma olmuştu kadınlığına. Ses etmemişti onüç yaşındaki çocuk bedeninin, babası yaşındaki adam tarafından öldürülmesine. Ses etmiyordum pamuk tarlalarına ama ben mor menevşeyi kırmızıya katıp bir de saç ipi yapmıştım saçlarımın örgüsüne.'

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

Bir şiir yazmalıyım:
Gidilmemiş denizlere
Yaşanmamış ülkelere ulaşmalı,
önce dünyayı şöyle bir sarsmalı
sonra baş aşağı çevirmeli

Devamını Oku
Cumali Cumalioğlu

İKİNCİ YENİ AKIMIN ŞİİRİMİZDEKİ İŞLEVİ

a-Sözdizimindeki bozmalar:
İkinci Yeni örneklerine ilk bakışta hemen herkesin kolaylıkla görebileceği en belirgin özellik, sözdiziminde gerçekleştirilen bozmalardır. Bu bozmalar, genellikle “büyük” şiirde olduğu gibi, anlamın daha bir incelik ve kesinlikle İletilmesine yardımcı olan teknik gereklilikler olmaktan çıkmış, kendine amaç bir dilbilgisi sapması durumuna indirgenmiştir.
Edip Cansever’in YERÇEKİMLİ KARANFİL’inden: (/bu böyle kimin gittiği/bu sanki niye durduğumuz mu? /siz git ey! /kimbilir neyi saldığımız bu da/siz bak ey! /ben miyim şimdi nerde? /ben çok ey! /gecemizde duranı sen kal ey! /sevmeye domuzlanıyor gittikçe/yılan yalan çinkoya mavi/çok ağrıyan yerlerim pembeye mavi/ağlayacağımız geliyor bir türlü/yok biraz öyle, çünkü saaten bile anlatandır ellerine/çağırsam gidivermeye sence bir uzaklıktan kendimi/insandı gibi, çağırmaktı gibi yerinde/bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden-bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla/bakınca bir şiir canlanıyorum dünyaya/aynı bir gözler denizi/bu gözler de yatağa iç yapanları-masaya üst yapanları bunlar/işte uzunlardan ayak, işte beyazlar beyazından kalabalığı/ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek/)
Edip Cansever’in PETROL’ünden: (/bir ay yeni bir ay yapıyordu odaya girdiğini/sen, o benim, daha ne duruyorsun aşk kelimesi/bir adam düşünülsem şapkası maviyle gelen-bir ekmek koparılsam işte o sıra/neden bir şey bu gürültü/) ……………..

Devamını Oku