Eğer bana hocalık taslar isen
Sor bana bu akılsız serden bileyim
Ben iyiyi kötüyü çokcana tattım
Sor bana hayırdan şerden bileyim
Güzelliğini sorma bu alır aylar
Uçur beni bu dünyada
Günden gayrı dostun eyle
Zorluk ile sınav etme
Kolayları yazgın eyle
Nefis ister kolayını
Ya Râb benim bu dünyada
Her işimi güzel eyle
Dudağımı haramların
Her birine büzer eyle
İlim ehli eyle uçur
Anlatamadım kendimi insanlara
Dil dökmeyi suç eyledim giderim
Bindim koyu cilali bir sandala
Derviş olup göç eyledim giderim
Taş yağdı başıma mahşer katından
Şu dünyaya geldi isem
Her işimi hoş eyliyem
Aşk yolunda ter akıtıp
Malı mülkü boş eyliyem
Ben unutmuşum aslımı
Kurtulmaz asla beladan bir gün
Dert ile doludur başı garibin
Herkesin mermeri altın kaplıdır
Bir tuğladır mezar taşı garibin
Doğruyu konuşur kimse dinlemez
Sordum yârin yurdu neresi
Dediler bur’dan bura gayrı
Dedim sultan köşkü neresi
Dediler şur’dan şura gayrı
Mecnun çıkmış gitmiş köye
Çok vakit geçti saf muhabbetinden
Özlemim bir sen bir senli geceler
Gün batar şiirim yoldaşım olur
Gözlerim zevkle bu denli geceler
İlhamın hızıyla kalemler tuttum
İnsanlara laf anlatmak ölümden beter
Yüreğim bu davadan vaz geldi geçti
Soldurdum gülleri çürüttüm yeter
İlkbaharı beklerken yaz geldi geçti
Halimi bilmeyen bilmez anladım
Geldik dünyaya düştük
Haramlara çok koştuk
Kör şeytanın sunduğu
Saraylar viran geldi
Yedik içtik görüştük




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!