Koyunlar kuzular dağların eşiğinde
Çobanıyla yola yollanan eşeğinde
Kuzular uyurmuş heybeden döşeğinde
Köyüne dönerken sallanan beşiğinde.
Sürü susuz, suya koşar soluk soluğa
Yerden bir toz kalkar, uçup konar oluğa
İçtikçe can verir ciğerleri yanığa
Kandıkça renk gelir benizleri soluğa.
Bir yürek yanarmış yangın yanı başında
Suları söndürmez döner kuyu başında
Çoban salıverir: “Sen,” der, “uyu başında”
Kuzusuna kanar durgun suyu başında.
Hava serinleyip vakit geldiği zaman
Yeller gibi esip yolda gider bir çoban
Kavalını alıp çalarken zaman zaman
Kurtlar kuşlar onu dinlermiş her bir zaman.
Çoban dağlar aşıp ovasından, düzünden
Peşlerine düşüp sürüsünün izinden
Meler sağmalından, kısır koyun yozundan
Yolda bilinirmiş ardındaki tozundan.
Akşam olup güneş kaşlarını çatarken
Gökte yorgun düşüp ufuklarda batarken
Çoban, yıldızına bakıp dilek tutarken
Bir duman tütermiş, yorgunluğun atarken.
Yerde ayaz eser, akşam yeli çıkarken
Gökte bir ay doğar, kaş göz atıp bakarken
Dağda bir kurt ulur, kurtlarını dökerken
İtler solur onu yere çalıp yıkarken.
Avaz avaz türkü söyler, yürek dağlarmış
Bağırları taştan çınlar, yüce dağlarmış
Kimi kulak verir dinler, gönül bağlarmış
Kimi gönül inler yaşlar döker ağlarmş.
Akşam vakte erer hayli çöker karanlık
Sürüsüyle yine arkadaş bu akşamlık
Koyulmuş dağlara heybesinde bir azık
Söyler türküsünü çobanım yanık yanık.
Kayıt Tarihi : 1.04.2026 19:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)