istasyondan kalkan son trenin gidişiydim, bir sonbahar akşamıydım
kendi bulutlarımın yüreğimi ıslattığı, yağmur sancısı gözyaşlarıydım.
...
/şimdi çevirip başımı baksam, sabahın ilk saatlerine…/
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
derin bir insanın derinlerinden gelen sesler gibiydi dizeriniz. okumak heyecan verici idi. gelecekte böylesine güzel şiirler yazabilmeyi isterim. şiirlerinizden öğrenecek çok şey var ustam.
tam puan ile listemde
bir yığın demire can veren kelimeler...bir yığın demirden mıh gibi sözler...homurdana homurdana rayında sabit ama hep dumanı üstünde islimi hazır bekler...tebriklerimle...
----her kitabın ortasında ya bir kuru çiçek yada bir kurşun deliği
yarını yarım bırakmış ölüm ve aşk dolu, bir derin geçmiş gizli
ama her şeye rağmen bir tat, kalmışsa eğer damaklarımızda
bu birer yanından ve aynı anda, dişlediğimiz elmanın hatırına.
unuttuğumu sanma, bir de söz etmiştim ya gözlerdeki ışıktan
ve o da sanıyorum hala, umudu kesmemekle ilgili yarınlardan
/işte geldi, bütün tezgâhların toplandığı alaca saatler …/
bir kampana sesiyle başlar, uğurlanmaya tabi bütün gidişler
en soğuk mevsimin habercisidir, peronda kalan sessiz sesler
sadece bir an düşünürsün, ben bu kapıdan nasıl çıkarım diye
sonra yavaşça yürürsün, ilk ışığına bin yalnızlık saklı geceye.
ama ayağına bir ip takılacaktır, dışarıya attığın ilk adımlarında
bu bir topaç ipidir ve saklanmıştır, yerdeki çizgilerin arasında
. . .
istasyondan kalkan son treni izliyordun, bir mendilin sallanışı gibiydin
gidişime ağlayarak bakıyordun ama, ne yazık gelişimi hiç görmemiştin.
Cevat Çeştepe
------------------
Kurşunlar delip karartsın diye edinmezdik, ne kitaplarımızı, nede hatıra defterlerimizi. Aralarında saklardık renkleri kaybolmasın, biraz da kokusu kalsın diye nadide çiçekleri. Pek çoğu sevgililerin ellerinden aldıklarımızdı. Ah sevgili usta, geçenlerde “Budala” geçti elimi yer yer sarrarmış, pas tutmuş gibiydi sayfaları. Arasında sarı “vah – vah çiçeğinin yaprakları inanırmısın kırkdör yıl öncenin renk ve narinliğinde adeta gülümsüyorlardı. Doğrusu çok çabalar sarfetmiştik korumak için kitap ve defterlermizi,
ama ünüversite duvarlarını delik deşik eden, kara kurşun yaralarından, canım kitapları koruyamamıştık kitleler halinde, kitap yakıcılarından.
Harika şiirinizinn duygu selinde yıkanıp arındım sanki. Sizin şiirlerinizin hepsi etkiler beni usta, ama sakın darılma, ayırım yapıyorum sanma... “Çizgilerin içnide” nin hüznünden kaybolup gittim sanki. Esenlik ve mutluluk dileklerimle selamlıyorum dost şairim sizi. Kemal polat
yine bir metafor anaforunda savrulduk şiirle
yaşadıklarımızla yaşayacaklarımız arasındaki mesafenin tam ortasında sanki o istasyon..
Usta kaleminizle bütünleşen yürek sesinizi kutlarım. Güzeldi.
çizgilerle sabittir yaşam...kırışık bir ünvan taşır...
oysa ne çok yaşanması imkansızlık vardır..hayallere sığmayan...
ah! dönüldüğünde bir sızı vermese...
hocam yüreğinize sağlık..saygımla...
saygıdeğer hocam kaleminiz herzamanki mükemmelliğinde duayrlı yüreğinize taktir ve tebriklerimi sunuyorum.
sonsuz muhabbet ve selamlarımla
Söylenecek sözün bittiği şirlerden,tebrikler üstad,saygıyla...
Güneşin batışından aynı güne ait doğuşuna doğru yani geriye doğru çizilen bir çzigi.Bu bir gün bütün bir yaşam. Doğan hiçbirşeyin farkında bile olamıyoruz. Ancak uğurlama vakti geldiğinde görebiliyoruz. Herzamanki çojk güzel anlatımı ile yüksek derecede başarılı bir şiir. Tebrik ediyorum sayın ÇEŞTEPE. Tam puanımla tebrik ediyorum.
Bu şiir ile ilgili 85 tane yorum bulunmakta