Bir ömür yaşadık; gamlı, kederli ve yorgun,
Hüzün rüzgarları esiyor geçip giden yıllarda.
Yüzümdeki tebessüme aldanma, içim kan ağlıyor;
Çok kırıldım her defasında, ama hep sustum.
Yalnız kaldığım gecelerde sessizce ağladım;
Zaten hiç gülmedi yüzüm şu yalan dünyada.
Bin defa el açtım, bin defa dualar ettim,
Ama nedense hep elleri boş döndüm;
Bu yüzden kırgınım dünyaya, hem de çok...
"Neden Allah’ım, neden bana çok gördün?" diye,
Sitemler yükseldi dilimden, gizleyemedim.
Öyle anlar geldi ki, bütün inançlarımı yitirdim,
İçimden el açmak bile gelmiyordu artık.
Çünkü öyle bir kırgınlıktı ki bu, anlatması imkansız...
Artık bu dünyada bir gayem, bir hevesim kalmadı;
Yoruldum bu hayat yolunun dik yokuşlarında.
Gözlerimi kapatır, dalardım derin uykulara,
Sabah olunca yine yorganı çekerdim başıma;
Uyanmak istemezdim karanlıktan aydınlığa...
Çünkü nefret etmiştim her şeyden;
Yaşamaktan, çalışmaktan, boş uğraşlardan.
İnsanlar çıkarcıydı, her adım menfaat kokuyordu,
Bu yüzden hep uzak durdum, hep kaçtım kalabalıklardan.
Boynumuz bükülmedi belki ama,
Kalbim hep sitemli, hep sevgisiz kaldı.
Ne beklediğim saygıyı gördüm bu ömürde,
Ne de hak ettiğim o saf sevgiyi...
Ben yaşarken de öldüm aslında, kimse farkına varmadı.
Zannederler ki ölüm sadece toprağa gömülmektir;
Oysa nice insan var, nefes alırken kefenini giyen...
Zaten hep ölmüyor muyuz sevgisizlikten?
Sevgi yoksa, saygı yoksa neye yarar bu hayat?
İnsan bazen tutamaz kendini, gözlerinden yaşlar akar;
Ağlar gençliğine, çile dolu yıllarına, hiç gülmeyen kaderine.
Ben çok ağladım, hepsini içime attım;
Kimse görmedi gözyaşlarımı,
Çünkü hep geceler gizledi sırlarımı...
Ömer KARAGÖZ
27 Şubat 2019
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 22:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!