Penceremin buğusunda sakladım seni,
Dededen kalma antika bir halının nakışında.
Seni orada bulsalar, akıl sır erdiremezler;
Zaten benimkisi de akıl kârı değil ya, öylece kalsın...
Buzdolabımda hâlâ duruyor parmaklarının izi,
Silemedim; dokunsam hatıran dağılacak sanki.
Kızdığını duyar gibiyim "neden bırakmıyorsun?" diye;
Ama kokun kokuma karışmışken,
Sevmeyi beceremedim ben seni...
Ayrılık hediyen bana,
Ellerinle ördüğün o yün kazak...
Hâlâ üzerimde, bir zırh gibi; çıkarıp atamadım.
Naftalin kokusuyla veda ettin bana,
Yutkundum sadece; "Neden?" diyecek yüzüm bile yoktu sana.
Beyaz, kıvrımlı gelinliğini seçmişsin bugün, duydum.
Bu, artık aynı hikâyede olmayacağımızın kesin ilanıdır.
Dostlar fısıldadı; "Ne kadar yakışmış ona o beyaz" diye...
Seni o gelinliğin içinde hayal etmek, artık ateşten bir gömlek.
Ben senin kalbinin yosun tutmuş haliyim;
Hep kuytuda kalan, hep biraz eksik...
Bu yüzden bu son vedayı sana değil,
Karşımda duran ve bana seni hatırlatan o aynaya yazdım.
Musa Niyaz Erdem
Kayıt Tarihi : 12.4.2025 11:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Zamanında sevmeyi bilmemiş bir adamın İçindeki yarım kalmışlığın sesi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!