Sol göğsüm üzerinde bir sızı
İnceden inceden
Gönül bahçeme sultanım gelmiş
Hoş gelmiş safa gelmiş
Sesini sinemde saklasam
Bülbül kıskanır
yoksulum/yoksunum ya
gece erken çöker
yorgan sende haylazlığı bırak
görmüyormusun
üşüyorum....
Cihangir de ince belli yuvarlak ağızlı bardağımzın
beşinci turundayız içimiz üşüyerek içiyoruz çayı
garson elini uzattıkça masaya duygumuzu çalıyor
ayrılmak mı
önce iki bira içelim sonra kavuşmayalım
birleşmek mi
eksisini artısını çıkardıktan sonra kırkyedi yaşım
bak nasılda düştün elime / elim elim illede benim elim
sen değilmiydin en hoyrat zamanında meydan okuyan kara kışa
ve de sen değilmiydin ayva tüyü gecelerin peşinden koşan
hazana kalmış uykularıma / yediverenler yeşerten elim
en olur olmaz anında kabusuna gecenin / su veren elim
Nereye sürüklenmezsin
Ki
Düşersen eğer
Ağır yenilgiler alarak
Adı hata bile olsa
Sarar sarmalar seni
ve tekerlek daha icad edilmemişken
yeni var-olan bindi bisiklete
sonsuz yolculuğuna sürerek pedalını
varmıştı bir dağın tepesine
olmuştu bebek
sesler duydu konuşmayı bilmeden
doğdum ölmek için söyledim öldüm
sen konuşasın diye kaç ağaç can verir
kaç deniz kurur
kaç yiğit ölür
eril i dişisi olmaz yiğidin
kaç yiğit kaç
yüzünde hala tırnak izlerim var
sana orospu çocuğu demeye dil varmaz
ki orospu
senin gibi piçlerin düşünme biçimidir
cengiz den iskender den timur dan süleyman dan
ve dahi geçmişten
Hadi gel seninle yolculuk edelim
Ne kimsenin sözü ne tanrının emri
Yürüyelim çevremiz alabildiğince gökyüzü
Ve sen/yüzme bilmeyen sevgili
Korkma/kollarım taşır ikimizi
Ne çok çalışıyor insan
ne bahtına küs
ne şansına yerin
önü sonu bilmem kaç gram pamukla hazırdır
mezarda yerin
''bir gün gelir bahtın da tutar senin'' dedikleri an dan
nice gün nice ay nice sene geçti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!