Takvimden bir yaprak, solup düşerken
Anladım ki heyhât, gün akşam oldu.
Erişip zevâle, güneş batarken
Anladım ki heyhât, gün akşam oldu.
Kuşların çığlığı, eve dönüştür
Takvimlerden bir yaprak, uzun ince yoldadır
En uzun bu gecenin, ismi "Şeb-i Yeldâ" dır
Bitmez denen gecenin, hükmü fecre kadardır
En uzun bu gecenin, ismi "Şeb-i Yeldâ" dır
Her "Yirmibir Aralık", gecelerin zirvesi
Temâşâ eyle gönlüm, gez dolaş diyâr diyâr
Kimi insan bî-karâr, kimi insan bahtiyâr
Ömür mevsimler gibi, hem kışı var hem bahâr
Kimi insan bî-karâr, kimi insan bahtiyâr.
Ten bezenmiş kafeste, içindeki cân benim
Damar damar dolaşıp, nabza vuran kan benim
Ben gidersem cân gider, tende boş kafes kalır
Revân olup ahdine, yoldaki kervân benim.
Tenimde bir cânım var ki
Ondan önce evlâd gelir.
Tırnağına bir taş değse
Kâlbime bir feryâd gelir.
Her zerresi bir zerremdir
Terör denen belâ, insanlık suçu
Huzûra kurulmuş, en sinsi pusu
Dili, dini, ırkı, milleti yoktur
Vicdânı olmayan, zehirli oktur
1.
Kayışzâde Hâfız Osman, hattatlıkta şöhret buldu
Ahmet Hüsrev Efendi de, ona hayru’l-halef oldu
2.
Hatt-ı Kur’ân hizmetinde, ömür kitâbetle geçti
Nihayetsiz esrârıyla, tevâfuklar zuhûr etti
Tevâzu, karakterin, nezâket sınavıdır
Erdemli duyguların, asâlet sancağıdır
Saygı, sevgi, onurun, içten gelen adıdır
Edeb ve terbiyenin tâcı; can damarıdır
*************************************
Nice kadîm coğrafyada
Bahâr, yaz ve karakışta
İ'mâr için her kıtada
TİKA gelir en ilk başta.
Dostlukları canlandıran
Tân vakti olunca, sonsuza bakıp
Gözünden uykuyu, siliver gitsin.
Seherin nûruyla, meş’ale yakıp
Gözünden uykuyu, siliver gitsin.
Îlâhi duygular, rûhu sararken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!