Gıybet kirli bir tuzaktır
Dilim ondan pek uzaktır
Yolu karanlık zikzaktır
Yalan riyâ nedir bilmem
Haksızlığa ödün vermem
Dinde haddi aşanlar, yetmiş iki fırkadan
Keyfi fetvâ üretir, bin bir türlü fıkradan
Dinin sâhibi Allâh, işte bu kadar nettir
Hükmüne hüküm katmak en büyük dalâlettir.
Nice medya maymunu, ekranda boy gösterir
Nezâket nedir ki, bilir misin sen
Cisminde insandan, var mıdır bir gen
Kibir seni sarmış, dersin ki hep ben
Dinime küfreden, alçak budala
İnkârcı soyundan, gelsen ne yazar
Bak şu esen rüzgâra, gönül bestesi çağlar
İnledikçe nağmeler, yakıp bağrını dağlar
Öyle içli bir ses ki, sanki ney gibi ağlar
İnledikçe nağmeler, yakıp bağrını dağlar.
Doğarken anadan, tertemiz tenle
Günâhsız ve ma’sûm, pak bir bedenle
Çocuklar melektir, Allah indinde
Zerre kir bulunmaz, iş bu nedenle
Ne yalan ne riyâ, bilmez ki onlar
Doğrular içinde yanlışlar olmaz
Yanlışlar içinde doğru bulunmaz
Doğru olanlardan kusur aranmaz
Kusurlu olanlar, bahtiyar olmaz
Tatlı söz içinde, kem sözler olmaz
Doğruluk bir asalettir, her zaman bir adalettir
Güven İse sadakattir, benliğine dirayettir
Sevgi, şefkat bir haslettir, kalpten gelen merhamettir
O öyle bir duygudur ki, en asil bir meziyettir.
Davetsiz misâfir, olurum dersem
Gönül kapısından, sessizce girsem
En derin hislerle, bir selâm versem
Dostluğa icâbet, şânındır senin
İster muhabbet et, istersen gurûr
Dâvetsiz misâfir, saçımda aklar
Ne ayların suçu, ne de yılların
Küsmek darılmak yok, böyledir devran
Ne ayların suçu, ne de yılların
Baharla yazımı, tükenmez sandım
Dedikodu yapanın, vay hâline hâline
Söylediği her bir söz, ateş olur kendine
Kalbi rûhu kararır, beyni çürür paslanır
Günahları katlanır, sığmaz taşar bendine
Murdâr bir mahlûk gibi, kara çalar rengine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!