Gök yüzü más mavi
güneş bedenimi kavuruyor
Sahilin serin dalgası bile fayda vermiyor
Akıncılar ovasından
Mürtet dağlarına kadar uzanan bir patika yolda
Sesiz sedasız yürüyordum
Anadolu'nun bozkırlarını
Bir baştan bir başa
Yapa yalnız gezerken
Bir Temmuz sıcağın 'da
ve bir ağacın gölgesinde
Cigaramı Nefes nefese çekerken
Hayal kuruyordum.
Bir Timur gerek
Mürtet dağlarına
İnsin Akıncılar ovasına
Yürüsün Aksak aksak
Yağız at üzerinde
Işıklar söndü
Her taraf Kap karanlıktı
Gecenin karanlığı
Korku veriyordu insana
Tek bir Çoban yıldızı parlıyordu
Aşağıdan bir yel esiyor
Ilık ılık
Vurdukça sinemin üstüne
Gözlerim maziye
dalıp dalıp duruyor
Kış günü zemheri ayında
Bülbüller öter dostun bağında
Yar'i aradım gönül dağında
Figan eyledim bir zaman
Firdevs bağının güllerini derdim
Fabrika bacası acı tüter
Yıkılasıca gurbet eller
Garip kaldı bizim işçiler
Bitmez oldu bu çileler
Ankara'da kesiliyorsa yolum
Bahara kalmadı artık umudum
Eğer yoldaşa yapılıyorsa zulüm
Bu yolun sonu bitti bitecek
Ne dolaplar dönüyor oralarda
Yalancılar Esip gürlemesin
Hırsızlar bizimle yola gelmesin
İsterse kıyametler kopsun
Mahşere kadar yürürüz biz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!