ÇARESİZLİĞİN GÖLGESİ
Sabah alarmı çalar,
iş yoktur
kalkılır yine de…
İnsan,
işsizliğe alışmasın diye
uykusunu feda eder.
Kapılar vardır
tokmakları ağır,
“CV’nizi bıraktık” denir
umut kapının dışında bekletilir.
Sosyal hayat daralır,
kahveler susar,
dost meclisleri azalır,
çünkü umut pahalıdır artık,
çay bile zamlıdır.
İnsan gülmeyi erteler,
hayal kurmayı askıya alır,
“Şimdi sırası mı?” der
yaşamın tam ortasında.
Siyaset kürsülerde bağırır,
mikrofonlar yüksek,
kulaklar sağırdır.
“Biz biliriz” denir,
“siz susun.”
Sandık,
bir umut sandığıdır aslında
ama içine korku atılırsa
oylar ağırlaşır.
İktidar konuşur,
çaresizlik dinler.
Bir süre sonra
insan kendi sessizliğini
kader sanır.
Oysa öğrenilmiş çaresizlik
bir zincirdir,
gözle görülmez
ama omuzları ezer.
İnsan,
yenilmeyi değil
denememeyi öğrenir.
Ve bir gün
bir işçi,
bir öğrenci,
bir emekli
ayağa kalkar.
“Ben buradayım” der
“Henüz bitmedim.”
Sosyal hayat yeniden nefes alır,
sokaklar konuşur,
duvarlar duyar.
Çaresizlik geri çekilir
çünkü tanır bu sesi:
uyanmış insan sesi.
Çünkü bilir karanlık:
Işık bir kez doğdu mu
emir dinlemez.
Ve bilir insan:
Çaresizsen,çare sensin.
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 17:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!