Kurban Bayramı’nın o köklü, manevi ve teslimiyet dolu ruhunu Divan edebiyatının ihtişamıyla ,kelimelerin tartısına, ahengine ve edebi derinliğine odaklanarak bu eseri yazmaya gayret ettik.
Gönülleri safi kılan, canı canana teslim eyleyen Kurban Bayramı’nın o muazzam ruhunu, Divan edebiyatının aruz vezniyle kâğıda dökmek bir onurdu.
Klasik edebiyatımızın en ahenkli kalıplarından olan Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbı seçildi. Teslimiyetin, fedakarlığın, bayram neşesini ,Kurban Bayramı’nın manevi iklimini, İsmailî bir teslimiyeti ve bayramın getirdiği surûru zikreden işte o manzum eser.
10 bendlik Muhammes halinde kurbanın zahirinden batınına, Hz. İbrahim'in sadakatinden nefs ile cihadın sırlarına kadar uzanan o aruz şiiri.
O mübarek teslimiyet ikliminin, sarsılmaz sadakatin getirdiği o kutlu neşenin gönül hanenizden hiç eksik olmasın.
*
Kurbân-ı visâlinle yanar cân ü dil ey yâr,
İsmâîl’iz, can fedâdır o cânâne,
Erbâb-ı vefâ boyun eğer hükm-i sübhâne,
Teslim olanın kalbi erişti bu emâne,
Can vermeye geldik bugün ,hükm-i fermâne.
Cânâ ne aceb ıyd-ı safâ geldi cihâne,
Dil şâd-ı füyûzât ile erdi bu zamâne,
Âlem bürünüp nûr ile döndü gülistâne,
Gitsin gam-ı dünyâ, sığın ahvâl-i cinâne,
Can vermeye geldik bugün ,bezm-i cânâne.
Tîğ-ı gam-ı aşkınla kesilse bu sarı can,
Hakk’a kul olan ermedi mi râh-ı amâne?
Bağlanmayan âşık eremez sırr-ı nihâne,
Bakma bu dehrin fâni, çürük, boş dâstâne,
Can vermeye geldik bugün,bezm-i cânâne.
Bî-çâre gönül, nefsini kurbân ede gör kim,
Vuslat demi ancak açılır ehl-i beyâne,
Hakk’ın kapısından başka her yer bigâne,
Aşkın oduyla dönmeli kalbin pervâne,
Can vermeye geldik bugün ,sırr-ı Sübhâne.
Halîl’in o sâdık bağı koptu bu seherde,
Nâr içre açan gülleri gördük bu eserde,
Haktan gelen emre sarılıp dur bu siperde,
Kurban vererek perdeler indir bu kederde,
Can vermeye geldik bugün ,hükm-i fermâne.
Zâhirde kesilen ne ki, bâtında fedâ et,
Mülk ü malı geç, cânı o canana feda et,
Gönlün evini sırr-ı tecellâya saray et,
Her lahza bu ihlas ile uşşâka hidayet,
Can vermeye geldik bugün,sırr-ı Sübhâne.
Kâbe’yle kurulmuş bu ulu râh-ı saâdet,
Haccâc-ı kirâm eyledi ol nûra azîmet,
Tevhîd ile coştu kalpler, koptu kıyâmet,
Müminlere lütfeyledi Hak böyle kerâmet,
Can vermeye geldik bugün ,fazl-ı rahmâne.
Dünyâ denilen köhne saray, dert ile dolmuş,
Gafletle geçen ömre bakın, sapsarı solmuş,
Bayram günüdür, dertliye derman bu gün olmuş,
Rabb’in rızâsın arayan asıl kulu bulmuş,
Can vermeye geldik bugün fazl-ı rahmâne.
Zemzem gibi aksın gözümüzden kanlı yaşlar,
Aşkın secdegâhında eğilsin ulu başlar,
Ehl-i dile râm oldu bugün dağlar ve taşlar,
Müjdeler olsun, bitti o zulmetli savaşlar,
Can vermeye geldik bugün ,vâsıl-ı cânâne.
Iyd oldu mübârek bize bu dehr-i fülûsda,
Şükr-i ahadîyye erişip döndü cihâne,
Eş’âr-ı lâtîf düştü yine bezm-i şâhâne,
Döksün kalemi her mısrada hûn-ı revâne,
Redferî, kul ol, can fedâ et o cânâne.
redfer
*
ESERİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE AÇIKLAMASI
1. Bend (hükm-i fermâne): Ey yâr! Senin vuslatının, sana kavuşmanın arzusuyla can da gönül da yanmaktadır. Biz bu yolda tıpkı Hz. İsmail gibiyiz; canımız o eşsiz sevgiliye feda olsun. Vefa ehli olanlar, Allah'ın rıza yolunda seve seve boyun eğerler. O'na tam teslim olanın kalbi, korkulardan kurtulup emniyete ermiştir. Biz bugün canımızı feda edip Allah'ın ulu fermanına ve emrine uymaya geldik.
2. Bend (bezm-i cânâne): Ey sevgili! Cihana ne büyük bir neşe ve safa bayramı geldi. Gönül, onun manevi bolluk ve feyziyle bu mübarek zamana erişti. Tüm alem nura büründü ve adeta bir gül bahçesine döndü. Dünyanın bütün gamı, tasası gitsin; sen cennetin o güzel hallerine sığın. Çünkü biz bugün, canımızı feda ederek o hakiki Sevgili'nin muhabbet meclisine girmeye geldik.
3. Bend (bezm-i cânâne): Senin aşkının getirdiği o keskin gam kılıcıyla bu solgun, sapsarı canımız kesilse ne çıkar? Hakka hakkıyla kul olan, zaten selamet ve emniyet yoluna ulaşmamış mıdır? Kalpten bağlanmayan bir aşık, Hakikatin gizli sırrına asla eremez. Sen bu dünyanın fani, geçici ve içi boş masallarına bakma; biz bugün canımızı feda ederek o ezeli muhabbet meclisine kavuşmaya geldik.
4. Bend (sırr-ı Sübhâne): Ey çaresiz gönül! Sen asıl kendi nefsini kurban etmeye bak. Çünkü kavuşma vakti, perdelerin kalkması ancak bu halden anlayanlara, sırrı idrak edenlere açılır. Hakk'ın kapısından başka her yer bize karanlıktır, yabancıdır. Kalbin, tıpkı mumun etrafında dönen bir pervane gibi aşk ateşiyle dönmelidir. Biz bugün canımızı feda edip Allah’ın o mukaddes ve gizli sırrına ermeye geldik.
5. Bend (hükm-i fermâne): Bu seher vaktinde Hz. İbrahim'in o sâdık sadakat bağı tecelli etti. İbrahimî sadakat sayesinde ateşlerin içinde açan gülleri bu eserde gördük. Hak'tan gelen emirlere sımsıkı sarıl ve bu imtihanda dik dur. Nefsini kurban ederek hayatındaki bütün keder ve gaflet perdelerini indir. Biz bugün canımızı feda ederek Hak Teala'nın o ulu fermanına boyun eğmeye geldik.
6. Bend (sırr-ı Sübhâne): Zahirde (görünürde) hayvan kurban etmek yetmez; sen asıl batınında (iç dünyanda) feda edilmesi gerekenleri feda et. Mülkü, malı bir kenara bırak; canı o gerçek canana (Yaratıcı'ya) sun. Gönül evini temizle ki, Allah'ın tecellilerinin göründüğü bir saray olsun. Bu ihlas ve samimiyet, her an aşıklara doğru yolu gösteren bir hidayettir. Biz bugün canımızı feda edip Hak Teala'nın yüce sırrına vakıf olmaya geldik.
7. Bend (fazl-ı rahmâne): Bu ulu saadet yolu Kâbe ile kurulmuştur. O mübarek hacılar, o kutsal nura doğru yola çıktılar. Kalpler tevhid inancıyla coştu, adeta manevi bir kıyamet koptu. Cenab-ı Hak, mümin kullarına bayramla böyle büyük bir ikram ve keremet lütfetti. Biz bugün canımızı feda ederek Rahman olan Allah'ın o sonsuz lütfuna ve rahmetine sığınmaya geldik.
8. Bend (fazl-ı rahmâne): Dünya denilen bu eski ve köhne saray dertlerle dolup taşmış. İnsanların gafletle, boş şeylerle geçen ömürlerine bakın; sapsarı solmuş yaprak gibidir. Ama bugün bayram günüdür; dertlilere derman ulaştırılacak gündür. Rabb'in rızasını samimiyetle arayanlar, gerçek kulluğun ne olduğunu bulmuşlardır. Biz bugün canımızı feda edip Rahman'ın bitmek bilmeyen ihsanına kavuşmaya geldik.
9. Bend (vâsıl-ı cânâne): Gözlerimizden akan yaşlar aşkla tıpkı Zemzem kuyusu gibi coşup aksın. Aşkın secdegâhında kibirli başlar değil, o ulu ve arif başlar eğilsin. Bugün dağlar ve taşlar bile gönül ehli insanların emrine girdi, onlarla zikre durdu. Müjdeler olsun, nefisle ve karanlıklarla yapılan o büyük savaşlar nihayete erdi. Biz bugün canımızı feda ederek o bir tek ve gerçek Sevgili'ye ulaşmaya geldik.
10. Bend (Hatime): Bu sıkıntılı ve fani dünyada bayram bize gerçekten mübarek ve kutlu oldu. Tek olan Allah’a şükürlerimiz ulaştı ve bütün cihan saadete döndü. Bu şahane meclise yine böyle latif, ince ve derin şiirler düştü. Kalem, sanki her mısrada durmaksızın akan bir kan gibi coşkuyla yazsın. Ey Redferî! Sen de hakkıyla kul ol ve canını o bir tek sevgiliye feda et.
İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 26.05.2026 01:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!