Serin bir yaz akşamında gel...
Hep gel.
Sabaha karşı çiğ taneleri düşerken toprağa,
ılık bir meltem dolaşsın tenimizde.
Üşüdüğümüz için değil;
Bir gülüşünde umut saklıydı…
Ekinoks bile şaşardı yörüngesinde.
Bak bana, yüzümdeki gamze sana çekilirdi,
Bir bakışınla dünyam aydınlanır, evrenim sen olurdun.
Aklım şaşsa da, gönlüm hep senin sılanda,
Varlığıyla kalbim bir hissi ise
Varlığında evi ısıtamayanın gönlümde seyyahlığı var !
Bu gönül neden cennetinden mahrumdur ki!
Yokluğuyla tüm şehri üşütmesi miydi gönlümün garipliği,
Ben miyim garip gönlüm mü sevdasında garip sevgilim !
Özlemek mi garip olan ya da neydi benim parmak uçlarımda his kaybı hep üşümüşlüğüm bedenin yangını !
Geldim kapının arkasında bendim ,
Kalbine gülümseyende ,
Seni sen kılan bizi biz kılan ruhundu ,
Kapıyı açmadın geldim.
Aynı şehirde akıl tutulmamsın aç geldim,
Ya gülümsersin ya koştuğumda sarıp sarmalarsın .
Benim adım zamandı aslında ;
Beklemekle sabrımın adına gülümse denildi,
Üstüne rengarenk şiir kitabı bile yazıldı ,
Kitabın sahibi sahafcı da okursa akşama gün batımı olurmuş:)
Adres belliydi gönlünün kıyısından gökyüzünden merdiven inşa edildi ilk basamakta mutlu ol gülümse denildi,
İkinci basamakta kalbine sükunet istenildi ki öfkeli anlarınızda sakinlik olsun diye.
İliklerime kadar özledim desem, ayıp etmiş olur muyum?
Bilmiyorum… belki de bazı duygular, dile gelince kanatlanır kalbine ...
Yine de içimde tutmak daha zor.
Özür dilerim…
Seni bu kadar çok özlediğim için..
Özür dilerim,
Korkularım vardı—
gecenin cebinde küflenen
paslı anahtarlarım.
Hatalarım vardı—
Sevdiklerindir değil mi evi çatı yapan?
Duvar tuğla örer belki,
ama yuvayı nefes kurar,
rüzgâr değirmeni gibi dönüp duran sessiz nefesler.
Peki ya içimdeki çıkrık kemiği kırıldıysa?
Kıbrıs saftı.
Baba,
çocukluğuma kaç sarılmada özlem diner?
Çıkrık kemiği göğsüme batıyor.
Kalbim ritimsiz.
Gözlerin dersem.. ya kirpiklerindeki ömür?
Zaman…
ağır ağır akar,
bazen donar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!