Kaç hayat yaşayınca yorulur insan?
Kaç seneden sonra yorgun sayılır ruh,
Kaç hezimetten sonra düşer omuzlar,
Kaç kırık sevdadan sonra kalpsiz olur bir insan?
Kaç kelimeden sonra, kaç şiirden sonra
Anlat bana uzun uzun, hazan bakışlım…
Serçe yüreklim,
Yüreği yaralım..
Hamiline düşen,
ruhunun olur olmaz vakitlerde
bir mülteci gibi kaçıp gittiği
“Takıldığın daldan kurtar eteğini,”
diye seslendi geceye şair,
rüzgârın elinde savrulan bir dua gibiydi sesi,
yorgundu, ama hâlâ inatla bekliyordu..
Kendimi de aLıp
Çekip gideyim diyorum
Senden.
İçimde sen varsın diye..
Bir adım öteye gidemiyorum kendimden..
Sonra oturup yokLuğuna yakıyorum
Sen Benim Kalp Yorgunluğumsun
Ey benim;
Perde çekilmiş, yarınlarımın karanlık yüzü.
Saymakla bitiremediğim sıla hasretim
Gel görki,kör kuyularda ışıksızım
Dedim ya gülüm
Âh…Ahhh...Dedim ya Adam;
Ruhumda kanadı kırık kuşlar var,
esrarlı, suskun, ürkek.
Nefesim dar, sesim yorgun,
kafesim kendim kadar ağır.
Gözlerim bir âh çekse
Eyy siyah tülünü giymiş mâtemli
KARA GECE!
Üzerine çöken suskunluğu
Yıldızlara bile ağır gelen gece…
Söyle nazlı yârime,
Başını bir kez
Yokluğun vuruyor gönül hanem'e
Biliyorum, sensizlik bu gelen
Korkuyorum!..
Kim “O” diyemiyorum..
Karanlık perdeyse eğer,
gönlümün arkasında saklı kalan ne çok şey var...
Her yıldız bir sır taşır geceden,
ve ben her duada seni anarım azar azar.
Ey gönül, sanma ki gece sessizdir,
Ey karanlığı korkuyla delen yıldız!
Bilmem bilir misin, boğulduğum karanlığı
Sessizliğin boğazıma düğüm olduğu gecelerde
Adını anmak, nefes almaya benzer
Her yıldız, kendi şiirini okur aşk semalarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!