Yaralı bir meleğin kalbinden düştün yeryüzüne.
Geceler seni rahminde büyüttü.
Callisto adını bilmeden sahip çıktı sana.
Sustu göğün kadim yakarışları.
Çözüldü gökte asılı olanların mühürleri.
Eşgaline eşdeğer suret bulunmadı.
Sırtına bastılar kızıl akrebin, o kirli ayaklarıyla.
Kudüs önlerinde kırıp döktüler çocuksu düşlerini.
Günah dediler senin adına, suç dediler varlığına,
Sürdüler seni merhametsiz çöllerin o yalnızlığına.
Sandılar ki pusar bu can, razı gelir yazgısına,
Kurbanlık bir koç gibi boyun eğer azabına.
Bilmezler içinde taşıdığın o fırtınayı.
Oysa ki küllenmeyen bir kor saklıydı içinde.
Azazel gördü, gözlerindeki o tükenmez ateşi.
Ne fırtınalar eğebildi başını göklere,
Ne de yalnızlık, zincir vurabildi düşlerine.
Sonra bir sabah doğdu Atina kapılarında.
Yedi kapı açıldı surların önünde.
Yedi nehir çekildi gözlerinin içinden.
Taş duvarlar yükseldi geçtiğin yollar boyunca.
Kargalar dolaştı başucunda yıllarca,
Dillerinde taşıdılar kirli hükümlerini.
Medusanın saçlarına dolandı adının karası.
Bakır bir ay asıldı başının üzerine.
Kalaylanmamış lanet konuldu omuzlarına.
Kan sıçradı çocukluğundan kalan baharlara.
Çaldılar masumiyetinin son izlerini.
Kapılara kilit vurdu bütün diyarlar.
Bir ses yükseldi kumların altından.
Azazel eğdi başını o sesin önünde.
Vakit; hesap sorulma vaktidir.
Kopsun çağların sakladığı nişaneler.
Uzak menzilli kaşlar çatılsın!
Çıksın pas tutmuş hançerler kınından.
Yürüsün elleri kesilmiş neferler.
Selam dursun ordugahın.
Yere batsın sarayların o kurumuş vicdanı,
Devrilsin zulmün sütünları,
tutuşsun saltanatın her bir yanı!
Zemheri ayazında kalan sabilerin rüyası,
Kül ediyor şimdi muktedirleri,
budur ol, mazlumların duası
Soruluyor hesabı asırlık ahın.
Gerdanına vurulan prangalar eridi, kırıldı gürzler,
Seni hiçliğe mahkum edenler,
dehşetle karşında diz çöker.
Batı ufkundan çağlar boyu yükselen,
O muazzam, o durdurulmaz infial,
Kuruyan pınarları taşkına verdi, bitti artık bu melal.
Yılan dilli yalanların büyüsü bir bir bozuldu,
Sana hüküm giydiren her meclis,
Kendi karanlığında boğuldu.
Gökteki o maden parıltısı söndü,
Yarıklar açıldı fezada,
Adalet yerini buluyor bu amansız gazada!
Uğursuz kuşların fermanı hükümsüzdür artık.
Bu uyanış, son verecek asırlardır süren o perdeye.
Diz vursun mağrur hükümdarlar,
kapansın sahte mabetler;
Şahlansın! adalet arayan o dipdiri azametler!
Ve nihayet dindi fırtına...
Zalimlerin kanıyla beslenen çelik,
doydu artık toprağa.
Kızıl bir gurup yayıldı intikam alan diyarlara.
Tertemiz bir uyanışla semâya açıldı eller.
Sitem kalmadı, seni ıssızlığa terk eden yezidlere.
Kainat duruldu, her şey aslına rücu etti nihayet.
Sen ki kaderini kendi ellerinle baştan inşa eden,
Sen ki zulmün küllerinden doğmuş en mağrur,
Ve en muzaffer hürriyet!
Şimdi;
selam durun... Callistonun gözyaşlarına.
Vakit, avuçlarına teslim olma vaktidir.
POYRAZCAN..
Poyraz CanKayıt Tarihi : 13.06.2026 00:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!