Kime sorsam dertliymiş
Çile olmuş dünürler
Hasatları kurtluymuş
Ziyan olmuş ömürler
Sevda ekmişler çöle
İğnenin deliği olsada küçük
İşlevi büyüktür çok işe yarar
Burnu Kafdağında kibirli kaçık
Öküzün altında buzağı arar
NUH diyip peygamber demez inatçı
Keçiden ibrettir karşı ÇIKICI
İnatçı pişman da olmaz diyip TUH
ÇEKİCİ her işi ters yönde marşa
*
En doğru kavramlar ona gelmez ŞUH
Batı Oyunu
Zehrini süsleyip baldır diyerek
Makama uydurup utla çalıyor
Dost gibi sırtına postu giyerek
Arkadan gizlice itle geliyor
Anadolu adımdır nice destanlar gördüm
Denizlerim koylarım taşıyorum hak sözüm
Toprağı bereketle aşkla yaprağı ördüm
Şehirlerim köylerim üşüyorum öksüzüm
Vatan Millet sevdası dökülürken dillerden
Dudu dilli dul delinin dilini dilim dilim dilip
Manda derili mandalinli madamın mandolinine mandalla
Köpüklü kaplıcanın kütüklü köprüsü
Kötekli koç kocanın köstekli törpüsü
Yakışır mı
El-Hamdın manası övgü demek erenler
Haktan gayriyi övmek yakışır mı dillere
Övgü ile elçiye methiyeler serenler
Bir gün Birtanem birgün
Çıkıp da geleceğim kapına
Elimde hiç solmayan bir demet sevgi
Koynumda bitmeyen bir sefkat
Sırtımda ise
Bir ömür yükü sadakatle
Nefs denilen kavramı Can’ı tanımak gerek
Vicdan ortaya çıkar kul kendini yerende
Heyecan atar orda gövdenin şehri yürek
Arzunun adıdır aşk doğru gözle görende
İmana romantizmle duygusallık katmışlar
Sayın Hocam
Yüksek müsaadenizle
Bir sorum var size
Milleti getirdi dize
Bir hastalık bulaşıcı ortalıkta kol geziyor
Yürekleri ezim-ezim eziyor
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!