şimdi bir imkan olsa yanına gelsem...
ama nerde bende o cesaret... belki inanmazsın ama
denedim de ama bir türlü olmadı...
neyse konumuza dönelim biz...
bir iki tane
sen nasılsın
ben nasılım sözlerinden bahsederdik belki.
Sonra küçük bir adamı sorardım sana,
hiç tanımadığım belki de hiç tanıyamayacağım bir küçük adamı.
sen onu anlatırdın bana küçücük bir zamanda sonsuzmuşcasına..
ben de saatlerce dinlemiş gibi gülerdim karşında usulca...
sonra sen bana nasihatlar verirdin.
şöyle olsa böyle olsa diye...
ben hiç dua etmezdim bilirsin...
ta ki içinde senin olduğun yiğitçe bir neden olana kadar... hayat garip, hiç yapmadığım şeyler yapmaya başladım, belki de ıslah oldum geçen zaman sürecinde...
biliyorum çok ihmal ettim seni keşkeler makamında ama sen de bütün hırslarınla bekledin beni biliyorum.
sonra o hırslarla o ihmaller el ele kol kola çıktılar karşımıza...
biliyorum, biliyorsun, biliyorlar...
seni ya da beni alırsa fırtına yaşayamayız sanırdık...
buna yaşamak dersek tabi...
ben bilirim sen de bilirsin... onlar da bilirler...
bir yelkenlinin cenovasına püf demek gibi
sensiz denizlerde bu hayat...
hep hasret, hep kaçış, hep başkalarını mutsuz edecek kadar hasta bir zihniyet, bir bakış açısı...
biliyorum, biliyorsun, biliyorlar... ama en çok biz...
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 22:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!