yağmuru kim öteledi
kurudu yeşeren gözlerimin yasemin toprağı
farkında mısınız dışarıda bir yerlerde ölen kuşlar var
yürüdüğümüz yolların zamanın içinden geçen
dili tutuk mistik rüzgârların üfürüğü
gözlerimize mühürlü
oyunu eğlenceyi bırak kalbim
acının ciğer yakan hüzne batıran elleri var
ve ruhumun incindiği vakitler duraklar
istersen unuturum tüm bunları Tanrım!
geri ver yaşadığım baharları mutlu anları
ruhum kalbimle kaynaş
sevdiğimle el ele tutuşup koyun koyuna
asırlarca tozlaşayım rüzgârların
tunçtan taştan bağrında
sessizliğin yılgınlığın
dokunmatik çığlığı var modu düşük omuzlarda
toplu isyan geçişi var kaldırımların sokaklardan
ölümü vahşeti hatırlatan barut kokusu var tarihin
dumanlı bağrının
insan neden bu kadar hızlı geçmek hızlı tükenmek zorunda
takvim yapraklarından ulu Tanrım!
boğum boğum parmaklarımızın kırmızı kuşağında
uyuyan gecenin soğuk nemli izleri
tırnaklarımızdaysa güneşin
kavuran alazı
ne tam ölüyüz ne de tam canlı
sadece bir kaç kelamın arasındaki ıslak dokunuşlarda
gizli adımız şanımız
Tanrım! bu kadar zor mu olmaydı
kağıdın ve kalemin anlattığı aslı yok hikayeler
beceriksiz bir ressamın fırçasından düşen kısacık ömürlerin
çizilen ve sonra silinen hayali duvarlara astığı
karakalem eskizleri
ah! ne çok kasvet
ölüm kadar soğuk sevinçlerimiz ölüm kadar sessiz terkedilmişliklerimiz
atom parçacıkları yıldız kalabalığı kadar çoğul saniyelerin içinden
sızlaya sızlaya dona dona dökülüyoruz boyut kapılarından
sürünen ayaklarımızda nemli kirli
buzdan çarıklar
702202614:51
Ayşe Uçar
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 17:54:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!