Buruk Bir Sevinç Şiiri - Deniz Gece Mavisi

Deniz Gece Mavisi
1087

ŞİİR


51

TAKİPÇİ

Buruk Bir Sevinç

Her şey, o sessiz akşamın en sıradan detayıyla başladı; evin içindeki toz zerrecikleri bile havada asılı kalmış gibiydi. İşten yorgun argın döndüğüm o gün, zaman sanki suyun içindeki bir taş gibi yavaşça çökmüştü.
Telefonu komodine bıraktım, ellerimi yüzümü yıkamak için banyoya yöneldim. Su sesi, zihnimdeki gürültüyü bastıran tek şeydi. Döndüğümde telefon titriyordu.

Ekranda beliren numara, tanıdık hiçbir harften oluşmuyordu; sanki uzay boşluğundan gelmiş bir sinyal gibi garip ve yabancıydı.
Mesajı açtığımda ekranın ışığı odanın loşluğunu delip geçiyordu, "Beni affet," yazıyordu. Kelimeler kağıt üzerinde değil de zihnimin derinliklerinde yankılanan bir fısıltı gibi hissettirdi. İçimden "çok geç" dedim.
Mesajı kimin attığını bilmeden sildim ama o cümle silindiği yerde değil, hafızamın paslı kapılarına çarpmaya devam etti.
On dakika sonra telefon tekrar titredi.

Bu sefer gelen mesaj, öncekinden daha sert, daha acil bir ritimle yazılmış gibiydi: "Özür dilerim." O an sinirlerimin telleri gerildi, sanki görünmez bir yayı geriyordum. Bilinmezliğin yarattığı boşlukta kaybolmaya başladım.
Mesajlar birer dalga gibi ard arda geliyor, her biri beni geçmişin kıyısında daha derinlere itiyordu.
O gece evin duvarları sanki konuşmaya başlamıştı; her köşe, her gölge, o mesajın izlerini taşıyordu.

Zaman bir nehir gibi akıp giderken ben o mesajın peşinden koşuyordum. Kimdi? Neden yazmıştı? Ve en önemlisi, o özür gerçekten affedilebilir miydi?
Hikâye o anlardan sonra daha da sürükleyici bir hal aldı.
Her kelime yeni bir kapı açıyordu; her cümle bilinmeyen bir dünyaya giden bir yolculuktu.

O mesaj sadece bir metin değil, hayatımı değiştirebilecek bir anahtar gibiydi. Ve ben o anahtarı elime aldığım andan itibaren geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmıştım. Biliyordum her yolculuğun bir sonu vardı. Bu ise bir yolculuktan ziyade bir hesaplaşmaydı; son gelecek olan mesajı heyecanla beklemeye başladım.
O anda bir mesaj daha geldi.

Sanki konuştuklarımı duymuşçasına yazılmıştı: "Cevap vermiyorsun öyle mi?" Sonra daha derin, daha uzun bir sessizlik. Artık gözlerim saatle telefon arasında mekik dokuyordu. Acaba ne hissetmişti? Belki de onu kırmıştım?
Ve telefon tekrar titredi ama bu kez sanki titreme telefondan değil kalbimden geliyordu.
Elimi kalbime koydum, yavaşça telefona uzandım.

Mesaj yoktu; indir butonu yanıyordu.
Biraz tereddütten sonra indirdim.
Bu bir sesti ve ağlıyordu. Sonra "Hoşçakal" dedi. Kime ait olduğunu anlamaya çalışıyordum sesin.
Tekrar tekrar başa aldım kaydı biraz ileri sarınca derin ve gür bir ses duyuldu.
Bu bir silah sesiydi.

O an anladım; bu sesin sahibi artık hayatta değil di.
Dudaklarım titremeye başladı.
"Hayır!" diye bağırdım. Ve uyandım, kan ter içindeydim. "Şükür rüya," dedim yüzümü yıkarken. "Şükür rüya."

Sonra kapım çaldı.
Erkek (kız arkadaşım) arkadaşım kapımdaydı.
Beni affettin mi? diye ağlayarak sordu.
Ben de ağlayarak sarıldım ona. "Sakın gitme benden," dedim. "Sakın gitme."
"Ne gitmesi?" dedi.
"Sadece biraz tartıştık." "Ben seni ikinci kez kaybedemem," dedim.
"Ne ikisi?" dediğinde sadece gülümsedim; buruk bir sevinçle...
17.06.2026 20:43

Deniz Gece Mavisi
Kayıt Tarihi : 17.06.2026 20:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!