Parmak sayısı kadarız
Öyle çok çok da değil
Ve o parmak sayısı kadar olanlar da
Birbirini çekememezliklerle azaltmasınlar
Bir pireyi de deve sanmasınlar
Ne olur bir incir kabuğunu doldurmayacak
kavga kolay
barış yapabiliyor musun barış
küfür kolay
edep ahlak biliyor musun
Ve kefle kefle gittiler,
Bir buğday gibi serpildiler,
Dünyanın dört bir yanına.
Kimi yollarda yitirdi düşlerini,
Kimi yitik ve sürgün.
Bekar evli ya da dul
Güzellikleri keşfedilmemiş o kadar çok kadın var ki
Bir kadınla evlenmekle,
Onunla sevgili, eş ya da dost olmakla,
Onu anlamış olmazsın
Bir kere kadının damarına inmem lazım,
Bütün kara kıtalarında zulüm vardır
Ama kıta Asya'sında ve Afrika'sında
Bu dağ kadardır
Ya da daha gaddardır
Gözünde, yüzünde
Sözünde pişmişim.
Gönlümde, beynimde
Düşümde büyütmüşüm seni
Kolay mı seni silmek,
Bir yerimden düşsen bile,
Yine başımda kuzey rüzgârları
Yine akar gider gözümün pınarları
Yine güneş terketti bizim buraları
Yine hüzün sarmış bizim dağları
Kuzey Rüzgârları
düşünebiliyor musun
üç yıldır yazamıyorum
ne zaman ağzıma bir kelime alsam
ağrılarıma yeniliyorum
oysa sağlığımda sevdiğim şiirleri
kafaya dikercesine okurdum
Umuda bir güvercin konacak
Ve bir bahar kendini salacak evrenin ortasına
Bir sağanak yağmur süpürecek bu kiri
Bir dolu yağacak
Ahlarımızın adına vuracak rezilliği
Bir kelebek gelip konacak yaşamın en tepesine
Bir kadın vardı,
Kedileriyle yaşıyordu.
Bir başka kadın da güvercinleriyle...
Bir başkası da çiçekleri, saksılarıyla,
Bir başkasını tanıdım kitaplarıyla yaşıyordu.
Bir başka kadın da aşklarıyla, meşkleriyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!