aradığım
ne köşk ne saltanat ne şan ne kalabalık
kalbimin sığınacağı kuytu bir sığınak
dağların uç noktasındaki buzul esinti
ovalardan akan sığ derelerin berrak serinliği
güneş hevesinde yayılabilmek çayır çimene
papatyaların gelinciklerin
tülden eteğine
sarmaşıklarla örülü şirin bir ağaç evi
böğürtlenlerden dağ eriklerinden meyvesi
samanyolundan avizesi yıldızlardan ışıltılı şöminesi
yalın desem de aksine ihtişamlı
seninle yükseklerden seyretmek ufku
hayali bir cennet kadar vurgun
albenisi ise yangın
alev alev yakan ellerini ver bana
sonsuzca kapım açar kollarını sana
aşkın yeter sen yetersin
zaman sırlı bir eşikte yıkar günahlarımızı
tertemiz saf duru akarız senle gecelere günlere
gözlerinden dinlerim yağmurun sesini
dudaklarının tuzuyla tadıyla uyanır
gülen sabahlarım
aşkın sim işlemeli altın bir taç olur başıma
alacakaranlığım çiçeklenir süreğen aydınlığınla
desem de
hepsi geçmiş bir hayalden rüyadan ibaret
geçen yıllara ve kalbime sor
acılara sor buhran kafeslerine sor
acılar yıllar kafesler şahit
bıkkınlığıma
yine de
yine de rüyası hayali bile...
1904202621:49
Kayıt Tarihi : 23.04.2026 21:11:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!