Dünyanın sığacağı bir gönlüm vardı.
İçine seni koydum.
Dar geldi cihan,
dar geldi kaburgalarım,
dar geldi göğsümde musallâsı kurulan bu şehir..
Bin yıl yaşadım diyorum sana,
kim saydı?
Her asra bir hatıra gömdüm,
her güne bir can astım..
Her sabah dirildim acınla,
her gece kendi mahşerimde yeniden öldüm.
Ama o boynunu büküp gülüşün…
mahşer gibi indi ömrüme.
Sûr’a üflenmiş gibi dağıldı içim,
teraziler kırıldı,
hüküm tek celsede verildi.
Ne savunmam alındı ne de şahidim vardı.
Ömrüm, bir saniyene secde etti;
zaman diz çöktü,
İçimde ki dünya yıkıldı...
Kalk hadi!
Bu neyin uykusu, hangi dalganın susuşu?
Bu cenaze kimin?
Hangi vedanın ağırlığı çöktü omuzlarıma böyle?
Yokluğun mu yatırıldı göğsümün ortasına,
yoksa ben mi kefenlendim adının beyazına?Seni..?
Deniz çekildi içimden,
zemheri ayazı sardı ruhumu.
Kıyamet provasına başladı kalbim;
her atışı bir enkaz,
her susuşu bir yıkım..Her gidişin bir kıyametti..
Ben seni dünyanın ortasına koydum;
dünya yerinden oynadı da
sen Bir milim kıpırdamadın.
Dağlar yürüdü içimde,
göğsüm yarıldı bir fay hattı gibi,
ama sen
taş kesilmiş bir kader gibi sustun içimde...
Bu cenazeye kar ile abdest aldım;
yüreğimin kanı
avuçlarımda sıcak..
Göğe kaldırdım ellerimi,
kanla karışmış dualarım
hangi semaya çarptı bilmiyorum...
Söyle —
kan bozmaz değil mi abdesti?
Bozuyorsa,
hangi su paklar bu zamansız gidişi?
Kevser mi iner yüreğime,
yoksa gözyaşım mı yeter arınmaya?
Hangi sela duyurur âleme bu serzenişi?
Hangi imam kıldırır namazını
ölmeyen bir aşkın?
Hasret, kemiğe vurulmuş kelepçe;
anahtarı gidenin cebinde,
Yürüdükçe zincir sesi geliyor içimden;
her adımda hesap günü biraz daha yaklaşıyor sanki...
Omuzlarımda iki melek,
iki ağır hatıra yazıyor seni.
Bekledim, son defa buğulu bakışlarını göreyim;
ama sen,
çoktan kör bir sessizliğe gömülmüşsün...
Söylesene ey Aşk,
hangi mahşer sorar bunun hesabını?
Hangi amel örter içimdeki uçurumu?
Hangi deftere yazıldı bu yarım kalış?
Ben seni ne dünyama sığdırabildim
ne de bu Câna...Taşıdım seni kaburgalarımın arasında,
yine de yetmedi yerim sana...
Sığdıramadığım için mi
taştı her şey içimden?
Şimdi namazım yarım,
ömrüm eksik;
göğsümde kopan fırtına
kıyameti prova ediyor.
Sûr ikinci kez üflenmeden,
ben bin defa yıkıldım...
Ve ben,
bu zemheri ayazında,
hesap gününü bekler gibi
boyun büktüğün Seni arıyorum....sadece seni bekliyorum...
@dressiz mektuplar✍️✍️@dsız.
🇹🇷 Zeynep 🇹🇷
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 00:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!