Bostan Korkuluğu
Çocukken çok severdim bostan korkuluklarını
Tokalaşırdım onlarla
Şakalaşırdım onlara
Onlara bir insan ismi verirdim
Şimdi
Hüzün içimde dolaşan yılan...
Bir yaştan sonra şakalaşmayı unuttum
Hüzünle tanışmam gayet normal insanım ben
Bostan korkuluğu değilim ben
Hüznün zirvesini de bilirim
Eteklerini de...
Şu dağları bildiğim gibi
Diyemdim
Ben korkulardan kurtuldum
Çalınacak neyim var ki,
Minareyi çalanlar gördüm
Kılıfını bulanlar gördüm
Bal tutan parmağını yalar diyenler gördüm
Zehri bal sananlar gördüm
Ceketin ne güzel bostan korkuluğu
İnsan sanıyor seni gören
Bostan Korkuluğu
Bir çok insandan üstünsün
Bir görevin var
Bostan korkuluğunu görünce şöyle derim hep:
Zaman ahir zaman
Bir bostan korkuluğu gerek gönlüme
Minareyi çalanlar gördüm
Sevgilerimi çalanlar gördüm
E...bostan korkuluğu
Sabah-akşam ayakta.
Kuşları korkutmakla yetindin
Kartal, şahin, serçe korksun yeter...
Yetmez diyor karpuzlar kavunlar
Güzel insanlar yesin bizi diyorlar
Hırsızların önüne çıkmadın hiç
İyi ki çıkmadın
Gece karanlığında tekmeyi yerdin
Yerde bulurdun kendini
Ayakta kalmayı başar yeter
Bir ceket giydirmişler
İki değnekten başka nesin sen
Bostanın sahibi sanma kendini...
Atma caka
Ey güzel bostan korkuluğu
Sana imrendiğimi biliyor musun?
Ne acın var ne derdin
Hüzün senden uzak...
Çok şey isteme sakın bu dünyada demeyin
Görevim çok bostan korkuluğunun aklı yok benim var
Ve vicdanım var benim
Bir gün baktım sana:
İnsan çok şey istemiş, fazla benzeme insana
Bil çok şey isteyenden çok şey istenir bu dünyada
Der gibiydin...
Bir gün baktım sana:
Aman cansız yaşa
Kansız yaşama...der gibiydin
Çalma çırpma dedin ne zaman baksam
Hamdi Oruç
Kayıt Tarihi : 21.08.2026 17:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!