Yaban bir bakış dokunsa tenine
Siner değişik bir koku terine
O an kapanırım içime
Benden başkası el gelir kendime
Yakın olmasın isterim hiçbir şey sevgime
Nasıl saklasam nasıl korusam seni?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




candan kutlarım dost kalem
Gözlerini alsam ıssız adada mı saklasam?
***************
Dudaklarını gül bahçesine tohum mu yapsam?
***************
Yakın olmasın isterim hiçbir şey sevgime
İmge ve şiir birlikte düşünüldüğünde ( aslında mutlaka düşünülecektir) mantıksal düşünceden soyutlanmamalı. Mantıkla birlikte oluşan imge şiirin özünü teşkil eder. Yukarıda belirlediğim imgeler bir yandan mantıkla çakışırken bir yandan da şiire yeterinde çok fazla değer katmış olmasıyla dikkat çekici. 'Gözlerini alsam, ısdsız adada mı bıraksam' diyen şair, sevgilisini ne denli kıskandığını, sevgilisinin kendisinden başka kimseye bakmamasını açıklıyor. Bu mantıksal uyumdur. 'Dudaklarını gül bahçesine tohum mu yapsam' imgesinde sevgilinin gül kırmızısı duadaklarından yeniden yetiştirilmek istenen güller olduğu açıkça belli değil mi? 'Yakın olmmasın isterim hiç bir şey sevgime' derken sevgiliyi yüreğinde özel ve tek olarak tutma düşüncesi belirginleşiyor. Başarılı ce çok güzel şiirinizi severek okuduüğumu bir kez daha vurgulayarak belirtmek isterim. Başarılar. Tam puan + ant...
aman ustam ne yapıyorsun valla çok delice bir tutuku olmalı
iyi ki de- mı acaba - şeklinde çoook severek okudum
şiir dediğin azıcık çarpıcı olmalı :))
tebrikler
BEĞENDİM BU ŞİİRİ TEBRİKLER 10 PUAN + ANT :
Köpeklere mi Atsam?
Bir hain bakış bile dokunsa tenine
Siner değişik bir koku terine
O an kapanırım içime
Benden başkası el gelir kendime
Yakın olmasın isterim hiçbir şey sevgime
Nasıl saklasam nasıl korusam seni?
Duman inceliğinde
Köpüklere mi sarsam seni?
Bulutlarla dolu mücevher kutusunda
Yumuşacık yatağında mı yaşatsam seni?
Gözlerini alsam ıssız adada mı saklasam?
Dudaklarını gül bahçesine tohum mu yapsam?
Gün görmemiş tenini ipeklerle mi kaplasam?
Uzun siyah saçlarını sıkıca gönlüme bağlasam
Bilemiyorum ki sevdamı nasıl korusam?
Doğrusunu bir bulsam
Yoksa söksem çıkarsam
Yüreğini yerinden bir baksam
Bana ait değilse köpeklere atsam
Bu azaptan böylece kurtulsam
Dağlar Özügüç
Sayın Dağlar Bey; Eren Müridinin omuzuna vurarak'Tamam sen piştin 'der ya..Haddim değil, saygısıslık olmasın ama, şiiriniz harika.Saygilarımla.
yüreğine sağlık, duygu yoğun bir şiirdi...
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta