Bir Sevdaya Dokunmak
Bir sevdaya alışmak, bir ömrü eksiltmek gibidir.
İlk dokunuşun kalır insanda, sonra zamanın bile dili tutulur.
Bir gülüşün aydınlatır geceleri,
bir susuşun karartır bütün sabahları.
Seninle başlar kelimeler,
sensiz biter bütün cümleler.
O gün seni ilk gördüğümde,
gökyüzü durdu, rüzgâr yönünü unuttu.
Kalbimin içinde tarifsiz bir sessizlik büyüdü,
adını bile bilmediğim bir duygunun kıyısında kaldım.
Bir çift gözle bir ömür başlar mı derdim,
meğer başlıyormuş.
O an, kader kalemini eline almış,
bizim adımızla yazmaya başlamış.
Zaman, bizi birbirine dokunmaktan korkar hale getirdi.
Oysa dokunmak bir suç değil,
kalbin kalbe değmesiydi sadece.
Birlikte yürüdüğümüz kaldırımlar bile suskun,
her taşında ayak izlerimiz gizli.
Senin sesini taşıyan rüzgârlar,
şimdi yalnızca adını fısıldıyor bana.
Bir sevda büyüdükçe incelir,
inceldikçe kanar.
Biz o kanamayı sevdik belki de,
çünkü o kan, kalbin var olduğunu hatırlatır insana.
Gözlerin vardı; bakmaya değil,
kalp durdurmaya yarayan bir güzelliğe sahipti.
Her bakışın, bir vedanın habercisiydi sanki.
O yüzden, ne zaman bana baksan
kalbim bir kelimenin ortasında dururdu.
Bir akşam ansızın gittin.
Ardında bıraktığın sessizlik,
bütün şehri susturdu.
Adımlarının yankısı bile duvarlara sinmişti.
Ne yağmur dinledi o gece,
ne yıldız parladı gökte.
Sanki her şey seninle birlikte gitmişti.
Sensizliğin ilk sabahı ağırdı.
Aynaya baktığımda gözlerimde
senin gitmişliğin vardı.
Bir bardak suya bile dokunamadım,
çünkü senin içtiğin son yudumu hatırlattı.
Evdeki eşyalar sessizdi,
sokağın sesi bile değişmişti.
Kaldırımlar, ayak izlerini saklamaktan yorulmuştu.
Bir sevda böyle biter mi?
Hayır, bitmez.
Sadece şekil değiştirir,
bir anıdan, bir duaya dönüşür.
Ben seni her hatırladığımda
bir dua eksilir dudaklarımdan,
ama bir yara yeniden kanar kalbimde.
Günler geçtikçe anladım:
Aşk, bir kavuşma değilmiş.
Bazen en güzel haliyle ayrılıkmış.
Kavuşmak, sevgiyi sıradanlaştırırmış;
ama ayrı kalmak, onu kutsallaştırırmış.
Ve ben seni kutsal bir yara gibi taşıdım içimde.
Yıllar geçti, mevsimler değişti.
Ben hâlâ aynı kaldırımda yürürüm bazen,
senin gölgenin düştüğü yerlerde.
Her köşe başında seni ararım,
her rüzgârda sesini duyarım.
Bir adım atarım, sen gelirsin aklıma;
bir nefes alırım, sen dolarsın ciğerlerime.
Şimdi biliyorum,
çok seversek bizi bizden alırlar.
Dünya, büyük sevdaları taşıyamaz.
Ama ben yine de seni sevdim,
çünkü seni sevmek, yaşamın en doğru yanılgısıydı.
Seninle yanmak bile, sensiz solmaktan güzeldi.
Ve bil ki kadın,
bir sevdayı yaşamak, ölümü göze almaktır.
Çünkü sevgi, sadece var olmak değil,
birinin varlığında yok olmayı kabul etmektir.
Seninle ben, iki bedende tek yürek olduk,
ama kader, aynı kalbi iki ayrı bedene hapsetti.
Sonunda anladım:
Bazı insanlar birbirine kavuşmak için değil,
birbirini unutamamak için yaratılır.
Ve biz, unutulmayan o hikâyenin ismiyiz.
Şimdi gökyüzüne bakıyorum,
her yıldızın ışığında senin adını okuyorum.
Bir dua fısıldıyorum gecenin kulağına:
“Seni bir kez daha sevmek nasip olmasın,
ama seni unutmamak ömrüm kadar sürsün.”
Çünkü ben seni hâlâ seviyorum,
bir şiirin içinde saklı kalan dua kadar sessiz,
bir hikâyenin en son cümlesi kadar derin…
“Çok seversek, bizi bizden alırlar kadın.
Ama ben seni,
ölüm bile unuttuktan sonra sevecek kadar sevdim.”
—Mehmet Bildir
Mehmet BildirKayıt Tarihi : 12.10.2025 02:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!