Bir şehrin çocuğu Şiiri - Erkan Tankut

Erkan Tankut
61

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bir şehrin çocuğu

Bu şehirde kayboldum be İstanbul…
Sokak sokak gezdim seni,
Her köşende bir anım,
Her adımda bir yara taşıdım.
Kulelerine baktım bir gece,
Galata’nın gölgesine sığındım bir başka gece…
Ama hiçbirinde çocukluğumu bulamadım.
O çocukluk ki…
Dizlerim yara içindeyken bile
Kalbim tertemizdi.
Şimdi dizlerimde yara yok,
Kalbimde taşın ağırlığı var.
Dost dediklerim oldu,
Sonra meğer hepsi yolun sonuna kadar gelen
Yol arkadaşı değilmiş de
İlk virajda sırlarını satan
Yalancı gölgelermiş.
Arkadan yedim darbeyi,
Yüzüme gülen nice maskeyi
Gece vakti sokak lambasının altında gördüm.
Ama kimseye kızmadım.
Kızamadım.
Çünkü öğrendim ki
Kimin yüreğinde ne taşıdığını
İnsan bilemezmiş.
Ben iyi niyetimle kaybolurken
Onlar hesaplarıyla yol bulmuş.
Kırıldım ama kin tutmadım.
Umudumu hiçbir gece çöpe atmadım.
Çünkü bilirim
Kulun hesabı varsa Allah’ın da vardır.
Ben susarım, içim yanar,
Ama adalet bir gün kapımı çalar.
Yine de…
Her şeye rağmen içimde
Bir avuç sevgi kalmış hâlâ.
Öldü sanırım derken
Bir çocuk kahkahası geliyor kulağıma.
Bir serçe konuyor bankın kenarına.
Bir çiçek açıyor kaldırımın çatlağından.
Ve kalbim diyor ki
Bak, yaşam hâlâ güzel bir yerlerde.
Sokağına sinmiş deniz kokusu,
Tramvayın raylara sürttüğündeki hüzün,
Balat’ta eski bir kapının çivisinde
Asılı kalmış anılar…
Hepsi beni hayata bağlıyor.
Belki de İstanbul’un beni tamamen yutmamasının
Tek sebebi bu küçük mucizeler.
Karanlık gecelerde yürüdüm,
İçimde paramparça bir insan taşıyarak.
Ama sabah olunca gördüm ki
Her güneş yeni bir söz söylüyor
Kaybetsen de yıkılma.
Çocukluğu çalınmış bir adamım ben,
Dostların ihanetini cebinde taşıyan bir yolcu,
Kaderden tokat yemiş,
Ama Allah’tan umudu kesmemiş biri.
Evet… hayatla kavga ettim,
Ama savaşın kazananı olmayı hiç istemedim.
Ben sadece yara almadan yürümeyi diledim.
Şimdi yine bir başıma
İstanbul’un ara sokaklarında geziyorum.
Ayak izlerim kaldırımlara alıştı,
Acım semtlere yayıldı.
Ama içimde bir şey hâlâ dimdik ayakta
İnsan kalabilme çabası.
Ve belki bir gün…
Bu şehrin karmaşası durulur,
Kalbimin fırtınası diner.
Belki bir gün çocukluğumun sesini
Bir yerlerde yeniden duyarım.
Bilmem…
Kader ne yazar, yol ne gösterir…
Ama bir şeyi iyi biliyorum:
Ben kötülük görsem de kötülüğe dönmem.
İhanet duysam da masumiyeti çöpe atmam.
Düştükçe kalkarım.
Çünkü ben bu şehrin kaybolmuş değil,
Direnmiş çocuğuyum.
Ve anlatırım kendi kendime
Yol, ne kadar karanlık olursa olsun…
Umudu terk etmeyen insanın
Allah tarafından yazılmış bir sabahı
Mutlaka vardır. Ben bu şehrin sokaklarında çok düştüm, çok kayboldum…
Dost bildiklerim sırtımdan vurdu, çocukluğumun kapısı yüzüme kapandı, kaderin tokadı her gün ayrı bir yüzüme indi.
Ama yine de içimde kimsenin kirletemediği küçük bir ışık kaldı.
Belki bir çocuğun kahkahasında,
Belki rüzgârın bir yaprağı savuruşunda,
Belki de Allah’ın ‘sabret’ fısıltısında…
İşte o ışık, bana der ki
Ne yaşarsan yaşa, içindeki iyiliği kaybetme.
Kul hesap yapar, insan unutur…
Ama Allah ne gördüyse, onu yerine getirir.
Ben bu yüzden kimseye kırgın değilim;
Kırgınlığımı da, umudumu da, hikâyemi de
İstanbul’un sokaklarına emanet ettim.
Yoruldum evet… ama tükenmedim.
Çünkü hâlâ inanıyorum
En karanlık gecenin bile, Allah’ın yazdığı bir sabahı vardır.

Erkan Tankut
Kayıt Tarihi : 11.12.2025 23:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Erkan Tankut kaleminden...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!