Bir Saray, İki Bakış
Tarihin sayfaları, sadece zaferlerin veya mağlubiyetlerin değil, aynı zamanda insanın güçle kurduğu ilişkinin de aynasıdır. Muaviye bin Ebu Süfyan’ın ihtişamlı sarayının avlusunda geçen ve Ebuzer el-Gıfari’nin keskin adaletiyle yankılanan o meşhur diyalog, asırlar öncesinden bugüne ulaşan bir vicdan terazisidir.
"Yeni sarayımı nasıl buldun, güzel mi?"
Muaviye’nin bu sorusu, aslında bir yöneticinin kendi eserini onaylatma arzusunu; güç, estetik ve kudretin bir göstergesi olan yapının yarattığı o sahte memnuniyet arayışını yansıtır. Sarayın duvarları yükseldikçe, o duvarların ardındaki insanın da ruhunu yükselttiği yanılgısına düşülür.
Ancak karşısında duran kişi, çöllerin susuzluğunda hakikati aramış, dünyanın geçiciliğine dair sert ama bir o kadar da berrak bir bilince sahip olan Ebuzer’dir. Onun cevabı, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bir yöneticiye sunulan en ağır ve en hayati ahlaki reçetedir:
"Sarayı kendi paranla yaptıysan israf, halkın parasıyla yaptın ise haram."
İki Ucu Keskin Bir Hakikat
Ebuzer’in bu sözü, bir yöneticinin harcama ve mülkiyet anlayışına dair sınırları iki temel ilkeyle çizer:
Kendi paranla yaptıysan (İsraf): İnsanın kendine ait olanı bile haddinden fazla tüketmesi, varlığın amacını unutmasıdır. Zenginlik, sadece "sahip olmak" değil, "nasıl tasarruf edeceğini bilmek" sanatıdır. İhtişama duyulan aşırı düşkünlük, bireyin karakterinde bir aşınmaya ve toplumsal duyarlılığın kaybolmasına neden olur.
Halkın parasıyla yaptıysan (Haram): Bu, kamu yönetiminin en hassas noktasıdır. Kamu malı, her bir ferdin emanetidir. O emaneti, halkın ihtiyaçlarından ziyade kişisel debdebe ve güç gösterisi için kullanmak, sadece bir yönetim hatası değil, toplumsal bir hak gaspıdır.
Modern Zamanın Sarayları
Bugün, bu kıymetli diyalog, fiziksel saraylardan çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Makam araçları, temsil giderleri, lüks ofisler ve gösterişli hayatlar, Muaviye’nin sarayının modern yansımalarıdır. Ebuzer’in o günkü sorusu, bugün her yöneticinin, her yetkilinin ve aslında elinde imkân bulunan her insanın kendisine sorması gereken bir aynadır.
Güç, insanı çoğu zaman çevresindeki alkışlara hapseder. Ancak Ebuzer gibi vicdan sahipleri, o alkışların sessizliğinde hakikati söyleyebilenlerdir. Gerçek "güzellik", bir sarayın sütunlarının yüksekliğinde veya mermerinin parlaklığında değil; o saraydan yansıyan adaletin, sadeliğin ve halkın refahının ışığında gizlidir.
Ebuzer’in o günkü cevabı, sadece bir dönemin eleştirisi değil; kamu vicdanının, yetkiyle imtihan edilen herkes için hatırlatmasıdır.
Bu derinlikli diyalogdan yola çıkarak, günümüz dünyasındaki "israf" ve "sorumluluk" dengesini yeniden düşünmek isterseniz, hangi alanlarda (yönetim, kişisel tercihler, toplum) bu prensibi uygulamak sizce en zordur?
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 21:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!