Aşım, işim sebep oldu,
Kara yere kalan gurbet.
Gözüm her an yolda oldu,
Yarı yolda kalan gurbet.
Nice ışıklar karartan
Hey ürkek sistem
Top, tüfek arkasına sinen
Şairin mısralarını bomba
Kalemini roket
Eserlerini cinayet sayan ve
Zindanlarıyla övünen zihniyet
İnsanoğlu ki arza zuhur edende,
Başlar derdi, çoğalır derdi, var derdi.
Yaşıyla beraberce zaman geçende,
Çekilmez derdi, artar derdi, zor derdi.
Dünyaya gelişte çektiğin acılar,
Yine efkârlandı bu deli gönlüm,
Karaymış sevdası, derman bul diyor.
Ömrün tükenip de gelmeden ölüm,
Kurumuş ekine, harman bul diyor.
Güzeller toplanmış garip başıma,
Bilmeden, şu dünyaya gelen fani,
Gün gelir baharın güz olur gider.
Senden daha evvel gelenler hani,
Gömülüp toprakla yüz olur gider..
Fark etmez fakiri, şahı, sultanı,
Ah gönül! Neler getirdin başıma,
Çilekeş tutumun sona ermez mi?
Aşkın yaktı beni çıktın karşıma,
Yanarsam küllerim, acı vermez mi?
Yar istedin benden, ser bile verdim,
Erenler kervanı geldi,
Sor Muhammed Ali için.
Şah Hüseyin’im bile geldi,
Gör Muhammed Ali için,
Bu yol şehitleri, hani?
Bana derler ki ‘sen çok yiyorsun’
Bunlara bir şey desene doktor bey.
Sanki iştah kaldı böyle diyorsun,
‘Neden burada’ desene doktor bey.
Sabah beş yumurta, bir okka peynir,
Asılsız doğrunun ve doğru yalanın,
Söyleyen, söyletenin de başı batsın.
İzinsiz mal alanın, yada çalanın,
Çalanın, saklayanın başı batsın.
Kılıbık erkeğin, baskıcı kadının,
Tarla coşar, derya olur,
Dayansa ya İsa dayım.
Durmaz zaman kışı bulur,
Uyansa ya İsa dayım.
Yazın gölgede yatanda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!